Kategoriler
Kültür ve Sanat

Dualarla Yaşamak

Dualarla yaşamak mı? Ya sen seküler, laik, adam değil misin Alpercan ne alaka dua falan? diyebilirsiniz. Haklısınız ama baştan söyleyeyim bu konunun dinle, inançla hiç yakından uzaktan alakası yok. He, şey diyebilirsiniz; ya tamam be kardeşim rock seviyorsun güzel ama bize ne her yemeğe isot atan İbo gibi sokuşturmasan olmaz mı? Buna da katılıyorum ama bak söz okuyunca “ulan şu neymiş bir açayım dinleyeyim ne alaka” diyeceksiniz.

Şimdi konumuza gelelim, hepimiz biliyoruz ki dinleyelim dinlemeyelim rock müzik, yalnızca notaların birleşiminden doğan bir tür değil; asi bir ruhun, düzen karşıtı bir sesin ifadesidir. Bu, o kadar seksi bir şeydir ki bir dizide ya da filmde bile bir elektro gitar sesi duyduğumuz an aklımızda şu fikir olur “ahan da aksiyon başlıyor şimdi”. Çünkü rock, kabul edin etmeyin, dinleyin dinlemeyin aksiyondur, harekettir, seksidir. Sen seversin sevmezsin ben sert severim karşiiiim. Toplumun dayattığı kurallara, ekonomik sıkışmışlıklara ve bireyin çıkmazlarına karşı yükselen bir çığlıktır. 1986’da yayımlanan Bon Jovi grubunun Livin’ on a Prayer şarkısı, bu çığlığın en güçlü örneklerinden biridir. Jon Bon Jovi ve bana göre dünyadaki en melodik gitaristlerden biri olan Richie Sambora beraber yazdılar. Tabi bir de dönemin gözde söz yazarlarından Desmond Child da var bu şarkıyı yazan kadroda. “Ya Alpercannn kısa kes şarkının hikayesinden bize ne? Sadete gel” diyorsanız da bekleyin azıcık.

Şarkıda sıradan insanların hikâyesini evrensel bir mücadele metaforuna dönüştürür. Buradaki karakterler Tommy ve Gina’dır: aşkı ve dayanışmayı biriktirerek zorlukların üstesinden gelmeye çalışan bir çift. Onların hikâyesi, yalnızca Amerikan işçi sınıfına değil, beyaz yakalıların metropol yaşamında sıkışan milyonlara da dokunur. En başında tabiki günümüzde herkes takılmalık, gezip tozmalık, aşık oldum hop yat – ay değilmişim aşık hop kalk ilişkiler peşinde koşarken zor zamanlarda her şeyi el ele aşan çiftlerin hikayesine dokunur bu şarkı.

Tommy & Gina: İşçi Sınıfının Romeo & Juliet’i

Tommy ve Gina, modern müzik tarihinin en bilinen kurgusal çiftlerinden biridir. Jon Bon Jovi’nin New Jersey’de fabrika işçisi bir ailenin çocuğu olarak büyüdüğünü düşünürsek ortam onlara bu şarkıyı yazabilmeleri için bolca malzeme sağlıyor. Borç içinde, ekonomik çalkantılarla boğuşan, ama “birbirlerine sahip oldukları için” hayata tutunan bu çift, aslında işçi sınıfının Romeo & Juliet’idir. Livin’ on a Prayer onları sahneye çıkardı, It’s My Life ise yıllar sonra yeniden hatırlattı. Böylece Bon Jovi, iki karakteri zamansızlaştırarak dayanışma fikrini yeniden üretti. It’s My Life tabi şu 2000’li yılların başında talkbox ile Richie Sambora’nın şarkıya “voav vaovvv” diye haşırt diye girdiği şarkı. (Talkbox’ı da açıklayacak değilim okuyun araştırın her şeyi ben öğretemem size)

Tommy & Gina, aslında hayata “dualarlara tutunarak” devam eden herkesin metaforu. Birlikte güçlenmek, umudu paylaşmak, zorluklara karşı tek başına değil “el ele” yürümek. Sonuçta zor zamanlar, fırtınalar hep geçer önemli olan kimlerle bunu atlattığındır. En tehlikeli insan bunları tek başına atlatandır çünkü dua ettiğinden başka onu ve neler çektiğini duyan – gören olmamıştır.

Jon & Dorothea: Gerçek Hayattaki Tommy & Gina

Tommy & Gina’nın kurgusal hikâyesi, Jon Bon Jovi’nin kendi yaşamıyla da kesişir. Jon ve Dorothea Hurley, 1989’dan beri evli. Hollywood’un kısa ömürlü ilişkilerle dolu atmosferinde onlar, birlikteliği, sadakati ve birlikte büyümeyi temsil eden nadir çiftlerden. Dorothea, çoğu zaman geri planda kalmayı tercih etti ama bu sadelik, aşkın gösterişten uzak gücünü gözler önüne serdi. Ya düşünsene kral adam hem yakışıklı, hem sesi süper, hem rockstar ama müthiş bir birliktelik var ortada, aşk var. He derseniz ki “ulan nasıl bir puştluk olmamış?” Olmuş daaa yazının atmosferine binaen oralara girmicem yoksa Jon az yere bakan heart yakan adam değilmiş. Disney +’da belgeseli var isterseniz izleyin bakın neler yapmış Jon abiniz. (Işığı parlayan herkes ışıktan ve ilgiden kör olup aldatır…) 

Neyse konumuza gelecek olursak millet, Bon Jovi’nin müziğinde işlenen “birlikte dayanma” motifi, aslında Jon’un kendi hayatında da gerçeklik kazanmış oldu. Bu yönüyle Jon ve Dorothea, adeta gerçek dünyanın Tommy & Gina’sı oldular. Sonuçta gavatmışlar diyecek değiliz, yine de her şeye rağmen ayrılmadılar dayanışma içinde birlikte kaldılar.

Dualarla Mücadele: Asi Ruhun İnsani Yüzü

Şarkımıza ve yani asıl konumuza gelecek olursak Livin’ on a Prayer’ın sözlerinde geçen “Take my hand, we’ll make it I swear” ifadesi, modern zamanların en sade ama güçlü manifestolarından biridir. Bu, dua ile birleşen sabırdır; vazgeçmeme iradesidir. Rock müziğin asi ruhu burada insanileşir, romantikleşir ve evrenselleşir. Çünkü isyanın özü yalnızca bağırmak değildir, öfke her zaman yıkmak dökmek kırmak değildir; bazen isyan  ve mücadele yanındaki insana tutunmak, onunla birlikte ayağa kalkmaktır.

Müzikal Hınzırlık: Prayer, Bad Name ve Bonnie Tyler

İşin dedikodusuna gelecek olursak, burada müzikten anlayanların kulaklarının kamaşacağı bir mevzu var. Müzikal açıdan bakıldığında, Livin’ on a Prayer ve You Give Love a Bad Name arasında göz ardı edilemeyecek benzerlikler vardır. Richie Sambora’nın gitar tonları, Desmond Child’ın besteci dokunuşu, arena rock’ın güçlü prodüksiyon anlayışı… Bu iki şarkı birbirini tamamlayan iki kardeş gibidir. Ayrıca benden size bir gitarist trick’i olsun You Give Love a Bad Name’in solosunu çalamıyorsanız Livin’ on a Prayer solosunu hard pena ile çalın tonu biraz arttırarak ve H-H değil H-S ya da H-S-S gitarla 🙂 bakın bakalım o zaman nasıl güzel oluyor. (Neyse enstrüman çalmayan ve müzikten anlamayan cahil kesim buraları atladığına ya da anlamadığına göre devam edelim yazıya)

Fakat asıl hınzırlık şu noktada gizlidir: You Give Love a Bad Name’in temel melodik yapısı aslında Bonnie Tyler – If You Were a Woman (And I Was a Man) şarkısından gelir. Dinleyin ne dediğimi çok iyi anlayacaksınız 🙂 Her iki parçanın yazım sürecinde de Desmond Child dediğimiz abi vardı bu yüzden o melodiyi o uydurmuş olabilir. Tyler’ın versiyonu beklenen çıkışı yakalayamazken, Bon Jovi’ye uyarlanan hali tüm dünyada listeleri alt üst etti. Neden? Çünkü rock seksidir 🙂 Bu durum, rock müzik endüstrisinin yeniden paketleme stratejisini de ortaya koyar. Bir şarkı başarısız olabilir; ama doğru grup, doğru ruh ve doğru zamanla buluştuğunda aynı melodi bir isyana dönüşebilir. Günümüzde yeni yaratıcılıklar yerine bazıları insanlar ın birleşip başkalarının eserlerinden “yeni şarkımız” diye yararlanmaya çalışması gibi. 

Sonuç

Eee ne anladın Alpercan? Anlattın anlattın ne oldu? derseniz. Tommy & Gina, hayatta kalmaya çalışan milyonların sesi oldu. Jon & Dorothea, bunun gerçek hayattaki yansımasını sundu. Livin’ on a Prayer ise yalnızca bir şarkı değil; kolektif mücadelenin, dayanışmanın ve asi bir umudun manifestosu haline geldi. Olan bu daha fazla felsefi bir alt metin beklemeyin, yazının en başından bu yana %90 ihtimalle bilmediğiniz ya da düşünmediğiniz şeylere maruz kaldı beyniniz.

“Dualarla yaşamak” aslında umutsuzluk değil; dayanışmayla güçlenen bir çığlıktır. Ve bu çığlık, 80’lerden bugüne yankılanmaya devam ediyor.

Son olarak bu şarkının baslarını yani bas gitarını albüm kaydında Alec John Such değil Hugh McDonald çalmıştır 🙂 bu da benden size bilgi işte kültür.

Not: Yazıyı kaynakçadan hiç yararlanmadan yazdım zaman içerisinde edindiğim bilgilerle ancak merak eden ve düzgün bir şekilde bilgi edinmek isteyen birileri olursa diye bahsettiklerimi doğrulayan kaynakları aşağıya ekliyorum.

🔗 İlişkili Şarkılar

1. Bon Jovi – Livin’ on a Prayer (1986)

• Tommy & Gina’nın ilk defa karşımıza çıktığı şarkı.

• İşçi sınıfının mücadelesi, birlikte dayanışma ve asi bir umut.

2. Bon Jovi – It’s My Life (2000)

• Tommy & Gina yıllar sonra tekrar anılıyor.

• “Like Frankie said, I did it my way” dizesiyle bireysel özgürlüğün ve direncin manifestosu.

3. Bon Jovi – You Give Love a Bad Name (1986)

• Müzikal olarak Livin’ on a Prayer’ın kardeşi.

• Desmond Child’ın imzasıyla benzer prodüksiyon.

4. Bonnie Tyler – If You Were a Woman (And I Was a Man) (1986)

You Give Love a Bad Name’in melodik köklerini taşıyan şarkı.

• Aynı besteci (Desmond Child) tarafından yazıldı.

Not 2: İlgili şarkıları dinlerken Spotify kullanıyorsanız ayarlardan müzik kalitesini “En iyi” yaparak dinleyin 🙂

Kaynakça

• Weinstein, D. (1998). Heavy Metal: The Music and its Culture. Da Capo Press.

• Walser, R. (1993). Running with the Devil: Power, Gender, and Madness in Heavy Metal Music. Harvard University Press.

• Frith, S. (2007). Taking Popular Music Seriously: Selected Essays. Ashgate.

• Powers, A. (2016). Good Booty: Love and Sex, Black & White, Body and Soul in American Music. Harper Collins.

• University of Cambridge. (2020). Popular Music Studies Journal: “Working-Class Heroes in 80’s Rock Culture”.

• New York University. (2021). Sociology of Popular Music: “Narratives of Resistance in Rock Lyrics”.

• Oxford University. (2022). Love and Partnership in Modern Culture: “Long-term Relationships in the Entertainment Industry”.

• Harvard University. (2019). Rock Culture and Society: “From Rebellion to Mainstream: Arena Rock of the 1980s”.

• Disney Plus (2024). Thank You, Good Night.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir