Şimdi içinizde biraz kültürlü olanlar bunu bir gezi yazısı falan zannedebilir. En baştan söyleyeyim, öyle bir şey değil bu.
Bildiğiniz üzere ülkemizde, iletişim özürlüsü insanlar yüzünden “trip atmak” diye bir kavram uydurulmuş; diğer taraftan da karşısındaki insanı anlama özürlüsü kişiler tarafından fazlasıyla kullanılan sıradan bir tabire dönüşmüştür.
Bu yazıda ben de, madem bu kadar kullanılıyor, biraz olsun kültürlenelim diye oturdum bu konuyu ele aldım.
Bir İletişim Biçimi mi, Algı Körlüğü mü, Duygusal Zorbalık mı?
Burada asıl sorun, baştan söyleyeyim, “trip atanlarda” değil; “trip atıyorsun” diyenlerde.
O yüzden “bak işte ben diyordum, haklıyım zaten” diye okumaya başlayan iletişim özürlüleri varsa, lütfen düzgün okuyup anlamaya çalışsın. Ayrıca kimseye Türkçe dersi verecek hâlim yok.
“Trip atıyor” cümlesi gündelik dilde fazlasıyla rahat kullanılıyor. Bu ifade çoğu zaman konuyu kapatıyor, karşı tarafı ya “fazla hassas” ya da “dramatik” ilan ediyor.
Aslında bu, düpedüz bir duygu istismarı ya da savunma mastürbasyonu.
Bunun bir benzeri de, yersiz yersiz karşısındakini aşağılayıp sonrasında “Ay canım, bozulmuyorsun, kırılmıyorsun dimi?” diyen tiplerdir. Onlara başka bir yazıda değineceğim. Onları merkeze almadan tabii. Kimse o kadar bahse konu olacak kadar değerli değil.
Oysa trip, tek başına bir problem değildir.
Asıl mesele şudur:
Ortada bir kırgınlık, bir gücenme, bir üzülme varken bunun algılanmaması mı söz konusudur, yoksa bu duygular sağlıksız bir biçimde mi ifade edilmektedir?
Bu yazı; trip kavramını yalnızca Türkiye bağlamında değil, farklı kültürlerde nasıl yaşandığı, empati ve algı eksikliğiyle nasıl kesiştiği ve duyguların eleştirilmesinin neden manipülasyon ve duygusal zorbalık sayıldığı üzerinden ele alır.
Ayrıca sadece “sen trip atıyorsun” diye suçlayan tarafı değil; iletişim kurmayıp trip atarak karşı tarafın kendisini anlamasını bekleyen kişileri de ele alacağım. Çünkü bunun bir de cinsiyetçilikle istismar edilen tarafı var.
Erkekler bir şeye bozulduğunda “prenses misin, erkek ol, trip atma” deniyor. Kadınlar aynı durumda “yine gelgitlerin başladı, yersiz trip atıyorsun” diye etiketleniyor.
Kimse kimseyi anlama derdinde değil.
Temel sorun da tam olarak burada başlıyor.
Neyse. Çözeceğiz.
Çözemesek bile ifade edeceğiz.
Trip Nedir?
Net tanımlayalım.
• Üzülmek, evrensel bir duygudur. Sadece insanlara özgü de değildir.
• Kırılmak, bir beklentinin boşa çıkmasıdır.
• Gücenmek, ilişki bağlamında yaşanan incinmedir.
• Trip, bu duyguların açıkça ifade edilemeyip dolaylı yollarla aktarılmasıdır.
Yani üzülmek, kırılmak, gücenmek ve buna bağlı olarak modun düşmesi trip değildir.
Ama bunları dile getirmek yerine içine kapanıp tepki koyuyorsan, evet, bu triptir.
Bu da sağlıksız, duygusal zekâ eksikliğine bağlı bir iletişim sorunudur.
Trip atmak sağlıklı bir iletişim yöntemi değildir.
Ancak tripi “saçmalık” olarak etiketlemek de sorunu çözmez. Çünkü trip, çoğu zaman ifade edilemeyen bir duygunun belirtisidir, sebebi değil.
Sebep ile belirtiyi karıştırmamak gerekir.
İnsanlar Neden Trip Atar?
Psikolojik araştırmalar trip davranışının sıklıkla şu nedenlerle ortaya çıktığını gösterir (merak etmeyin, kaynakları aşağıya ekledim):
• Duyguların açıkça dile getirilmesinin riskli algılanması
• “Anlarsa değer verir” düşüncesi
• Reddedilme veya küçümsenme korkusu
• Çocuklukta öğrenilmiş pasif iletişim kalıpları
Trip, çoğu zaman güç kullanımı değil; duygusal netlikten kaçıştır.
Buradaki psikolojik değerlendirme çok fazla şemayı tetikleyebilir ve haddim de olmayabilir. O yüzden bu kısmı uzatmıyorum. Ama şunu net söyleyeyim:
Eğer bu sorunları yaşadığını hissediyorsan, kahvecide 200–300 TL’ye kahve içmek yerine, gereksiz indirimleri kovalamak yerine, lütfen psikolojik destek al.
Alınmayan her destek önce seni, sonra çevreni kötü etkiler.
Ve evet, Alpercan doğruyu söyler ama acı söyler.
Tripi Hiç Anlayamamak: Masum Bir Durum mu?
Burada kritik bir kırılma noktası var.
Yale Üniversitesi tarafından yapılan çalışmalar şunu net biçimde ortaya koyuyor:
Bir kişinin karşısındaki insanın kırıldığını, üzüldüğünü ya da gücendiğini sürekli olarak fark edememesi, basit bir iletişim kazası değildir.
Bu durum çoğunlukla:
• Düşük duygusal zekâ
• Zayıf empati kapasitesi
• Algısal farkındalık eksikliği
ile ilişkilidir.
Özetle; sen kendini yeterince açık ifade ettiysen ve normal bir iletişim düzeyine sahipsen ama hâlâ “trip atıyorsun” diye itham ediliyorsan, o kişiyi hayatından çıkar.
Evet, “şutla” dedim. Argo geldiyse şöyle söyleyeyim: ilişiğini kes, uzaklaş, temasını minimuma indir. Psikolojin için.
Zihin Kuramı ve “Ben Olsam Alınmazdım” Yanılgısı
Cambridge Üniversitesi kaynaklı araştırmalar burada Zihin Kuramı (Theory of Mind) kavramına işaret eder.
Zihin kuramı gelişimi zayıf olan bireyler, karşısındaki insanın kendi zihninden bağımsız bir duygu ve algı dünyası olduğunu içselleştirmekte zorlanır.
Bu yüzden şu cümleler sık duyulur:
• “Ben olsam buna alınmazdım.”
• “Buna üzülünür mü?”
• “Abartıyorsun.”
Bunlar görüş değildir.
Bunlar bilişsel bir sınırlılığın dışavurumudur.
Trip Kültüre Göre Değişir mi?
Evet.
Trip evrensel bir davranış değildir. Kültüre göre biçim değiştirir.
Türkiye
• Dolaylı iletişim yaygındır
• Duygu açıkça söylenmez, ima edilir
• Trip sosyal olarak normalleştirilmiştir (maalesef)
Anglo-Sakson kültür (ABD, İngiltere)
• Duygular doğrudan ifade edilir
• Trip yerine pasif soğuma görülür
• Açık konuşmayan kişi sorunlu kabul edilir
Kuzey Avrupa (Almanya, İskandinav ülkeleri)
• Dolaylı iletişim zayıftır
• Trip çoğunlukla anlaşılmaz
• İma edilen duygu iletişimi koparabilir
Doğu Asya (Japonya, Güney Kore)
• Dolaylı iletişim çok güçlüdür
• Trip benzeri davranışlar uyum adına tolere edilir
• Ancak duygular bastırılır, açık yüzleşme nadirdir
Sonuç net:
Trip evrensel bir duygu değil, kültürel olarak öğrenilmiş bir iletişim biçimidir.
Davranışı Eleştirmek Ayrı, Duyguyu Yargılamak Ayrı
Burada çizgi nettir.
• Davranış eleştirilebilir
• Duygu eleştirilemez
(Eğer mal bir insan değilseniz.)
Stanford Üniversitesi sosyal biliş araştırmalarına göre, duyguların küçümsenmesi veya geçersiz kılınması:
• Duygusal manipülasyon
• Pasif duygusal zorbalık
• İlişkisel güç kullanımı
olarak tanımlanır.
“Abartıyorsun” bir fikir değildir.
Bu cümle, karşı tarafın hissetme hakkını elinden alır.
Gaslighting ile Aynı Yerde Durur
(Aklınıza sakın “Gibi” dizisi gelmesin)
Yale Üniversitesi çalışmalarına göre, duyguların sistematik biçimde eleştirilmesi:
• Kişinin kendi algısından şüphe etmesine
• Duygularını bastırmasına
• İlişkide sessiz geri çekilmeye
neden olur.
Bu bağırarak yapılmaz.
Çoğu zaman sakin, küçümseyici ve üstten bir dille yapılır.
Sonuç: Trip Sorunlu, Ama Körlük Daha Sorunlu
Trip atmak sağlıklı değildir.
Ama tripi, kırgınlığı ve gücenmeyi hiçbir zaman algılayamamak, daha ciddi bir problemdir.
Siz duygusal zekâsı eksik, empati yoksunu ve sevgisiz yetiştirildiniz diye, herkesin aynı duyarsızlıkta olmasını bekleyemezsiniz.
Stanford Üniversitesi verileri şunu söylüyor:
Sağlıklı ilişkilerde:
• Her duygu doğru ifade edilmeyebilir
• Her ima anlaşılmak zorunda değildir
• Ama sürekli empati kuramamak sürdürülebilir değildir
Olgunluk sessizlik değildir.
Olgunluk, duyguyu inkâr etmeden konuşabilmektir.
Not
Sosyal medyada okuduklarınızla, arkadaşlarınızdan duyduklarınızla insanlara laf sokmaya, “taktik” yapmaya çalışmayın.
Bu işler olgunluk değil, yetersizlik göstergesidir.
Kaynakça
Akademik Kurumlar
• Harvard Üniversitesi – Emotional Intelligence & Empathy
• Yale Üniversitesi – Emotional Invalidation & Gaslighting
• Stanford Üniversitesi – Social Cognition & Power Dynamics
• Cambridge Üniversitesi – Theory of Mind Studies
Kitaplar
• Daniel Goleman – Emotional Intelligence
• Paul Bloom – Against Empathy
• Lindsay C. Gibson – Adult Children of Emotionally Immature Parents