Kategoriler
Mevzuat

01 Ağustos 2026 – 33327 – TCMB’den Döviz Dönüşüm Desteğinde Devrim Niteliğinde Değişiklikler

Resmî Gazete’nin bugünkü (1 Ağustos 2026 / Sayı: 33327) sayısında yayımlanan 2026/11 Sayılı Tebliğ ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ihracatçı ve döviz kazandırıcı firmaların yakından takip ettiği Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Sayı: 2023/5) hükümlerinde çok kritik ve kapsamlı düzenlemelere gitti.

Peki, “Eski durum nasıldı, yeni düzenleme ile ne değişti ve sahadaki etkileri neler olacak?” Gelin, finans ve hazine yönetimimizi doğrudan ilgilendiren bu düzenlemeyi tüm detaylarıyla ve teknik arka planıyla inceleyelim: 

📚 Yasal ve Teknik Mevzuat Arka Planı

Düzenleme; TCMB’nin yurt dışı kaynaklı dövizlerin TL’ye çevrilmesinde ödediği %2’lik döviz dönüşüm desteğinin faydalanma koşullarını, kontrol mekanizmalarını ve ceza rejimini sil baştan kurgulamaktadır.

  • 2023/5 Sayılı Ana Tebliğ: İhracatçı ve döviz kazandırıcı firmaların yurt dışı kaynaklı dövizlerini bankalar aracılığıyla TCMB’ye satması durumunda %2 oranında prim/destek ödenmesini düzenleyen ana mevzuattır. 
  • 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu Md. 3: Aracı bankaların tanımsal çerçevesini çizer. 
  • 2026/11 Sayılı Değişiklik Tebliği: 1 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanmış olup yürürlük tarihleri kademeli kurgulanmıştır. 

🔄 Eski Durum vs. Yeni Durum: Neler Değişti?

1️⃣ Döviz Almama Taahhüdünden “Döviz Pozisyonu Sınırı” ve “Üst Limit” Modelinden Geçiş

  • Eski Durum: Destekten yararlanmak isteyen firmalar belirli bir süre boyunca “döviz almama taahhüdü” veriyordu ve bu taahhüdün ihlali halinde müeyyideler uygulanıyordu. 
  • Yeni Durum (Tebliğ Md. 2 & 4):
    • “Döviz almama taahhüdü” mantığı yerini “TCMB tarafından belirlenecek Döviz Pozisyonu Oranı Sınırı” şartına bıraktı. Firmarlar bu sınırı aşmadıklarını aracı bankalara tevsik etmek zorunda. 
    • TCMB, satılabilecek döviz tutarına veya alınacak desteğe üst limitler getirebilecek. Üst limit hesaplanırken firmanın kârlılığı ve işgücü maliyetinden oluşan katma değer tutarları dikkate alınacak. 
  • Etkisi: Kârlılığı ve istihdam/katma değeri düşük olan ancak yüksek hacimde döviz döndüren yapıların afaki destek alması engellenmiş, destek kârlılık ve iş gücü katma değerine endekslenmiştir. 

2️⃣ Aracılı İhracatta Tedarikçi Haklarının Doğrudan Korunması

  • Eski Durum: Dış Ticaret Sermaye Şirketleri (DTSŞ) veya Sektörel Dış Ticaret Şirketleri üzerinden yapılan ihracatlarda döviz dönüşüm desteği süreçleri karmaşıktı. 
  • Yeni Durum (Tebliğ Md. 2/7): Aracılı ihracat sözleşmesi kapsamında yurda getirilen dövizlerin, imalatçı/ürün tedarik eden firma adına satışı yapılabilecek. Döviz pozisyon tevsiki tedarikçi tarafından yapılacak, destek ödemesi doğrudan tedarikçinin banka hesabına aktarılacak ve hukuken satışı tedarikçi yapmış sayılacaktır. 
  • Etkisi: İmalatçı/tedarikçi firmaların ihracat aracılarının eline bakmadan %2’lik desteğe doğrudan ulaşması sağlanmış, bürokratik engeller kaldırılmıştır. 

3️⃣ Ağırlaştırılan Yaptırımlar, Grup Şirketi Çapraz Yasağı ve “Firma Kontrolü” Tanımı

  • Eski Durum: Gerçeğe aykırı beyanlarda veya usulsüzlüklerde uygulanan müeyyideler sınırlıydı. 
  • Yeni Durum (Tebliğ Md. 1 & 3 – Yeni Md. 4/A):
    • Tebliğe ilk kez “Firma Kontrolü” tanımı eklendi (Doğrudan/dolaylı en az %50 hisse, oy hakkı veya yönetim kurulu üye çoğunluğu). 
    • Gerçeğe aykırı beyan/usulsüz kullanım durumunda: Ödenen destekler, oluşan kur farkı dahil edilerek ve TCMB’nin ilan ettiği en yüksek gecelik borç verme faiz oranı eklenerek geri tahsil edilecek. Ayrıca TCMB kaynaklı kredi ve desteklerden men edilecek ve suç duyurusunda bulunulacak. 
    • Grup Şirketi Engeli: Usulsüzlük tutarı ödenene kadar, firmayı kontrol eden veya firmanın kontrol ettiği tüm grup şirketlerinin ve ortakların kontrolündeki diğer tüm firmaların destek ve TCMB kredisi kullanması engellenecek! 
  • Etkisi: Bir grup şirketindeki usulsüzlük, doğrudan ana/yavru/kardeş tüm şirketlerin reeskont kredilerine ve TCMB kaynaklarına erişimini kilitleyecek. Risk yönetimi gruplar bazında kritik hale gelmiştir. 

4️⃣ Bankaların Sorumluluğu ve Re’sen Tahsilat Yetkisi

  • Yeni Durum (Tebliğ Md. 3 – Yeni Md. 4/A-3): Şüpheli işlemleri TCMB’ye bildirmek bankalar için zorunlu oldu. Usulsüzlük tutarının idarece bankaya bildirilmesinden itibaren 1 ay içinde tahsil edilip aktarılmaması halinde TCMB, bu tutarı bankanın kendi nezdindeki hesaplarından RE’SEN tahsil edebilecek
  • Etkisi: Aracı bankalar evrak inceleme, tevsik ve usulsüzlük takibinde inanılmaz derecede muhafazakâr ve katı davranacaktır. Bankalar ayrıca azami oranı TCMB tarafından belirlenecek bir komisyon alabilecektir. 

5️⃣ Uygulama Süresinin Uzatılması ve Geçiş Hükümleri

  • Süre Uzatımı (Tebliğ Md. 6): Tebliğin geçici 1. maddesindeki destek süresi 31/7/2026 tarihinden 31/1/2027 tarihine uzatılmıştır
  • Kazanılmış Haklar (Geçici Md. 2): 1 Ağustos 2026 öncesinde verilmiş olan “döviz almama taahhütleri” için ihlal durumunda eski yürürlükteki hükümler uygulanmaya devam edecektir. 

⏱️ Yürürlük Tarihlerine DİKKAT!

Tebliğin yürürlük maddesi ikili bir kurgu getirmiştir (Tebliğ Md. 8):

  1. 1 AĞUSTOS 2026 (Bugün) Yürürlüğe Giren: Destek uygulamasının süresini 31/1/2027’ye uzatan 6. madde. 
  2. 1 EKİM 2026 Tarihinde Yürürlüğe Girecekler: Yeni operasyonel şartlar, döviz pozisyonu sınırlamaları, tedarikçi aktarımları, denetim yetkileri ve ağırlaştırılmış cezaları içeren diğer tüm maddeler 1 Ekim 2026 itibarıyla hayatımıza girecektir. 

Sonuç ve Şirketlerimiz İçin Aksiyon Notları

TCMB, döviz dönüşüm desteğinde muslukları tamamen kapatmamış ancak “gerçek ve katma değerli ihracatçıyı destekleyen, usulsüzlük yapanı ise grup şirketleriyle birlikte finansal sistem dışına iten” son derece sıkı bir denetim modeli kurmuştur.

Finans Ekiplerimizin Alması Gereken Önlemler:

  • ▫️ 1 Ekim 2026’ya kadar döviz pozisyonu oranlarının TCMB sınırlarına uyumu test edilmelidir. 
  • ▫️ Firma kârlılığı ve iş gücü maliyetinden oluşan katma değer alt yapısı analiz edilerek faydalanılabilecek üst limitler simüle edilmelidir. 
  • ▫️ Aracılı ihracat yapan imalatçılar, aracı kurumlarla olan sözleşmelerini revize ederek %2’lik desteğin doğrudan kendi hesaplarına yatması için banka altyapılarını hazırlamalıdır. 
  • ▫️ Grup şirketleri arasındaki sermaye ve yönetim ilişkileri (en az %50 kontrol) gözden geçirilmeli, tek bir firmanın hatasının tüm gruba leke sürmemesi için iç denetim sıkılaştırılmalıdır. 

📚 Kaynakça ve Referanslar

  • Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Sayı: 2023/5)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2026/11) – Resmî Gazete / Sayı: 33327 (1 Ağustos 2026):  https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/08/20260801-4.htm
  • 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu 

(Not: Bu paylaşım genel bilgilendirme amacıyla kurgulanmış olup yasal, hukuki veya finansal bir tavsiye niteliği taşımamaktadır.)

Kategoriler
Mevzuat

31 Temmuz 2026 – 33326 – 7590 Sayılı Kanun’un Vergisel Yönleri

31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7590 Sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, doğrudan vergi mevzuatımızı ilgilendiren köklü düzenlemeler getirdi. Metin içerisinden süzerek sadece vergi kanunlarında yapılan değişiklikleri ve bu değişikliklerin vergisel yansımalarını kaleme aldım.

Söz konusu kanundaki yasal referanslar, eski/yeni durum analizleri ve muhtemel vergisel etkiler şu şekildedir:

1️⃣ Damga Vergisi Kanunu: Nükleer Santral Yatırımlarına Tam Muafiyet 📝

  • Yasal Referans: 488 Sayılı Damga Vergisi Kanununa Ekli (2) Sayılı Tablo – “IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” Bölümü Madde 56 (7590 Sayılı Kanun Madde 1)

🔍 Bu Düzenlemeden Önce Durum Nasıldı?

Nükleer enerji santrallerine ilişkin düzenlenen sözleşmeler, protokollar ve yatırımla ilgili kâğıtlar, genel teşvik rejimi veya spesifik bir istisna maddesi bulunmadığı sürece genel Damga Vergisi oran ve nispetlerine tabi bulunmaktaydı.

🔄 Şimdi Neler Değişti?

  • Yeni Durum: Nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak üzere önlisans veya lisans alan tüzel kişilerin taraf olduğu, nükleer enerji santrali yatırımlarına ilişkin düzenlenen kâğıtlar Damga Vergisi’nden (2 sayılı tablo kapsamında) tamamen istisna tutuldu.

Muhtemel Vergisel ve Finansal Etkileri:

  • Yüksek tutarlı yatırım ve tedarik sözleşmelerinde oluşan ciddi Damga Vergisi maliyetleri sıfırlanarak, stratejik enerji projelerinin ilk yatırım ve finansman yükü hafifletilmiştir.

2️⃣ KDV Kanunu: Nükleer Yatırımlara Süreli İade ve İstisna Mekanizması ⚛️

  • Yasal Referans: 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu Geçici Madde 47 (7590 Sayılı Kanun Madde 9)

🔍 Bu Düzenlemeden Önce Durum Nasıldı?

Büyük ölçekli yatırımlarda inşaat işleri ve makine-teçhizat alımlarına ilişkin KDV istisna veya iade süreçleri genel yatırım teşvik mevzuatı çerçevesinde sınırlı şartlarla yürütülmekteydi. Nükleer santral gibi uzun soluklu inşaat ve kurulum süreçlerine sahip yatırımlar için 2045 yılına uzanan özel bir iade takvimi bulunmuyordu.

🔄 Şimdi Neler Değişti?

  • İnşaat İşlerinde KDV İadesi: 31/12/2045 tarihine kadar uygulanmak üzere; nükleer santral yatırımı için önlisans/lisans alan mükelleflerin yatırım teşvik belgesi kapsamındaki inşaat işleri nedeniyle yüklendikleri ve 6 aylık dönemlerde indirimle gideremedikleri KDV, izleyen 1 yıl içinde nakden/mahsuben iade edilebilecektir.
  • Makine ve Teçhizat Teslimlerinde İstisna: Yine 31/12/2045 tarihine kadar, yatırım teşvik belgesi kapsamındaki makine ve teçhizat teslimleri KDV’den müstisna kılınmıştır. Yüklenilen ve indirimle telafi edilemeyen KDV, 32. madde kapsamında iade alınacaktır.
  • Yatırımın Tamamlanmaması Riske Bağlandı: Yatırımın tamamlanmaması halinde zamanında alınmayan veya iade edilen vergiler, vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte yatırımcıdan geri tahsil edilecektir.

Muhtemel Vergisel ve Finansal Etkileri:

  • Uzun yıllar süren devasa inşaat aşamasında mükellefin üzerinde biriken KDV yükü 6 aylık periyotlarla nakde dönüştürülerek nakit akışı korunmuş olacaktır. Yatırımın gerçekleşmemesi durumunda ise ağır ceza rejiminin devrede olacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

3️⃣ ÖTV Kanunu: Otomotivde Asgari Maktu ÖTV Tutarları ve Yeni Kriterler 🚘

  • Yasal Referans: 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu Madde 12 (7590 Sayılı Kanun Madde 14)

🔍 Bu Düzenlemeden Önce Durum Nasıldı?

(II) sayılı listede yer alan binek otomobiller (87.03 G.T.I.P.) için ÖTV hesaplaması, aracın silindir hacmi ve ÖTV matrahı üzerinden nispi oranlar (veya asgari oran grupları) dikkate alınarak yapılmaktaydı. Belirli araç sınıflarında maktu taban vergi tutarı uygulaması bu kapsamda kurgulanmamıştı.

🔄 Şimdi Neler Değişti?

  • Asgari Maktu Vergi Sınırı Geldi: 87.03 G.T.I.P. numarasındaki binek araçlar için (belirli L sınıfı motorlu araçlar ve traktörler hariç) nispi ÖTV oranı üzerinden hesaplanacak vergi tutarı; L sınıfı araçlar için 30.000 TL’den, diğer binek araçlar için 100.000 TL’den az olamayacaktır.
  • Yeniden Değerleme Ayarı: Bu asgari maktu tutarlar her yıl Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen Yeniden Değerleme Oranında (YDO) artırılacaktır.
  • Cumhurbaşkanına Yeni Yetkiler: Cumhurbaşkanına; asgari maktu vergi tutarlarını 10 katına kadar artırma veya sıfıra indirme, ayrıca çekiş sistemi, menzil, batarya kapasitesi, emisyon değeri, motor gücü gibi teknik parametrelere göre farklılaştırılmış matrah ve maktu vergi grupları oluşturma yetkisi verilmiştir.

Muhtemel Vergisel ve Finansal Etkileri:

  • Düşük matrahlı veya indirimli nispi ÖTV’ye tabi olabilecek araçlarda dahi dip vergi tahsilatı garanti altına alınmıştır. Elektrikli ve hibrit araç teknolojilerindeki çeşitliliğe paralel olarak vergi idaresine teknik özellik odaklı anlık ÖTV ayarlama esnekliği kazandırılmıştır.

4️⃣ Kurumlar Vergisi Kanunu: Nükleer Santral Borçlanmalarında Örtülü Sermaye Esnekliği 🏢

  • Yasal Referans: 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Geçici Madde 20 (7590 Sayılı Kanun Madde 17)

🔍 Bu Düzenlemeden Önce Durum Nasıldı?

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca; kurumların ortaklarından veya ortaklarla ilişkili kişilerden doğrudan ya da dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı örtülü sermaye sayılmakta ve bu kısma ilişkin faiz/kur farkı giderleri kurum kazancının tespitinde kanunen kabul edilmeyen gider (KEG) yapılmaktaydı.

🔄 Şimdi Neler Değişti?

  • Örtülü Sermaye Oranı Düşürüldü (%25): Nükleer enerji santrallerinde elektrik üretimi için önlisans/lisans alan kurumların bu yatırımlar kapsamındaki borçlanmaları için 12. maddede yer alan %50 sınırı (ilişkili kişilerden yapılan borçlanmaların değerlendirilmesine esas oran), 31/12/2045 tarihine kadar %25 olarak uygulanacaktır. (Cumhurbaşkanına bu süreyi 5 yıla kadar uzatma yetkisi tanınmıştır).

Muhtemel Vergisel ve Finansal Etkileri:

  • Yatırımcı kurumların ilişkili taraflardan sağlayacağı finansman imkânlarında örtülü sermaye takılması riski azaltılarak, borçlanma maliyetlerinin vergisel gider boyutunda kurumlara önemli bir avantaj sağlanmıştır.

Atıfta Bulunulan Yasal Referanslar:

  • 31.07.2026 Tarihli ve 33326 Sayılı Resmî Gazete (7590 Sayılı Kanun): https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260731-2.htm
  • 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu (2 Sayılı Tablo IV/56)
  • 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu (Geçici Madde 47)
  • 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu (Madde 12)
  • 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (Geçici Madde 20)
  • Referans Not: Ben bu yazıyı yayınladıktan sonra PwC’de bu konu hakkında açıklayıcı bilgi notu yayımladı onu da sizinle paylaşmak için güncellemek isterim > : https://www.pwc.com.tr/tr/hizmetlerimiz/vergi/dolayli-vergi/bultenler/kdv-otv-bultenleri/2026/7590-sayili-kanunla-kdv-ve-otv-kanunlarinda-yapilan-degisiklikler.html?utm_source=euromessage&utm_medium=email&utm_campaign=kdv-ve-otv-bulteni&utm_content=7590-sayili-kanunla-kdv-ve-otv-kanunlarinda-yapilan-degisiklikler
Kategoriler
Mevzuat

31 Temmuz 2026 – 33326 – 594 Sıra No’lu VUK Genel Tebliği İle Akaryakıt Sektöründe Teminat Uygulamasında Güncelleme

31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 594 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, 531 Sıra No’lu Tebliğ’in 5. maddesinin 5. fıkrasını yeniden düzenleyerek akaryakıt ve LPG piyasasında faaliyet gösteren ve teminat verme yükümlülüğü bulunan mükellefler için oldukça kritik iki yeni esas getirdi.

Süreçteki yasal referanslar, eski/yeni durum analizleri ve muhtemel operasyonel yansımalar şu şekildedir:

🔍 Bu Düzenlemeden Önce Durum Nasıldı?

531 Sıra No’lu VUK Genel Tebliği çerçevesinde; akaryakıt piyasasında faaliyet gösteren lisans sahipleri ile dağıtıcı ve bayi kategorisindeki mükelleflerin vergi güvenliğini sağlamak amacıyla belirli tutarlarda teminat verme yükümlülüğü bulunuyordu.

Eski uygulamada:

  • Vergi uyumu yüksek olan (vergiye uyumlu) mükellefler için teminat uygulamasında doğrudan bu seviyede bir “oran indirimi” teşviki yer almıyordu.
  • Sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge (SMIYB) düzenleme veya kullanma incelemesi geçiren mükelleflerde ise teminatın artırılması ve tebligat sürelerine ilişkin uygulama esasları bu denli sert ve spesifik kurgulanmamıştı.

🔄 Şimdi Neler Değişti? (Madde Madde Yeni Durum)

594 Sıra No’lu Tebliğ Madde 1 ile yapılan fıkra değişikliği sonrası tablo şu şekilde netleşti:

1️⃣ Uyumlu Mükellefe %80 Teminat İndirimi Geldi ⚖️(Referans: GVK Mükerrer 121. Madde)

  • Yeni Durum: Gelir Vergisi Kanunu’nun Mükerrer 121. maddesindeki şartları taşıyarak “Uyumlu Mükellef Vergi İndirimi” uygulamasından yararlanma hakkı bulunan mükellefler için verilmesi gereken teminat tutarı beşte bir (%20) oranında uygulanacaktır.
  • Şart: Teminatın verileceği yıl içinde, bir önceki yıla ait Gelir veya Kurumlar Vergisi beyannamesinde uyumlu mükellef şartlarını taşımak yeterli olacaktır.

2️⃣ Sahte Belge İncelemesi Olanlara 5 Kat Teminat ve 30 Gün Süre 🚨

  • Yeni Durum: Hakkında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge (SMIYB) düzenleme veya kullanma yönünden vergi inceleme raporu düzenlenen mükellefler için teminat tutarı beş katı (5x) olarak hesaplanacaktır.
  • Uygulama Dönemi: Bu ağırlaştırılmış oran, vergi inceleme raporlarının vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarih ile raporda yer alan hususların kesinleştiği tarih arasındaki sürede geçerli olacaktır.
  • Tebliğ ve Tamamlama: Rapor vergi dairesine girdikten sonra mükelleflere tebliğ edilecek bir yazı ile eksik teminatların 30 gün içinde tamamlanması zorunlu kılınmıştır.

Bu Değişikliklerin Sektör ve İşletmeler Açısından Etkileri Neler Olabilir?

  • Vergi Uyumuna Ciddi Teşvik: Vergisel yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz yerine getirerek uyumlu mükellef statüsünü koruyan akaryakıt firmaları, teminat yükümlülüklerinde %80’lik dev bir indirim elde ederek ciddi bir finansman rahatlaması sağlayacaktır.
  • Sermaye ve Likidite Baskısı: Hakkında sahte veya yanıltıcı belge raporu düzenlenen mükellefler için teminatın 5 katına çıkarılması ve bunun 30 gün gibi kısa bir sürede talep edilmesi, işletmeler üzerinde ani ve ağır bir nakit akışı baskısı yaratabilir.
  • İnceleme Süreçlerinin Takibi: Vergi inceleme raporunun vergi dairesi kayıtlarına girmesiyle birlikte riskli dönemin başlayacak olması, inceleme aşamasındaki mükellefler açısından sürecin yakından ve titizlikle takibini gerekli kılmaktadır.

Atıfta Bulunulan Yasal Referanslar:

  • 31.07.2026 Tarihli ve 33326 Sayılı Resmî Gazete (594 Sıra No’lu VUK Genel Tebliği): https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260731-10.htm
  • 02.09.2021 Tarihli ve 31586 Sayılı Resmî Gazete (531 Sıra No’lu VUK Genel Tebliği)
  • 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu (Mükerrer Madde 121)
Kategoriler
Mevzuat

29 Temmuz 2026 – 7846 – KDV İndirimi Bildirimleri ve YMM Raporlarında Kritik Takvim

Mevzuat takviminde mükellefler ve işletmeler için oldukça kritik iki ayrı düzenleme ve süre eşleşmesi söz konusu. Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan 29.07.2026 tarihli duyuru ve 27.07.2026 tarihli 71 Numaralı Katma Değer Vergisi Sirküleri doğrultusunda, 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamındaki KDV bildirim ve raporlama süreçlerine ilişkin detaylar netleşti.

🔍 Bu Düzenlemeden Önce Durum Nasıldı?

7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı çerçevesinde; ithalatta gözetim uygulaması, korunma önlemleri ve haksız rekabetin önlenmesine ilişkin mevzuat uyarınca beyana esas olan KDV matrahı üzerinden hesaplanan ve indirimi kabul edilmeyen KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılmadığının tespiti gerekiyordu.

Süreçte mükellefler açısından iki temel yükümlülük takip edilmekteydi:

  1. İlgili Bildirimin Vergi Dairesine Verilmesi: İthalat bedeli tutarına bakılmaksızın ve YMM tam tasdik sözleşmesi olup olmadığı ayrımı yapılmaksızın bildirimin süresinde yapılması.
  2. Özel Amaçlı YMM Raporlarının İbraz Edilmesi: Tespite ilişkin Özel Amaçlı YMM Raporlarının ilgili takvim sınırları içerisinde vergi dairesine sunulması.

🔄 Şimdi Neler Değişti? (Uygulamadaki Güncel Durum)

27.07.2026 tarihli 71 Numaralı KDV Sirküleri ve son GİB duyurusu ile yükümlülük süreleri iki ayrı kategoriye ayrıldı:

1️⃣ Özel Amaçlı YMM Raporu İbraz Süresi Uzatıldı

  • Önceki Durum: Raporların teslimi için ilk belirlenen yasal süre geçerliydi.
  • Yeni Durum: 7846 sayılı Karar kapsamında indirimi kabul edilmeyen KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılmadığının tespitine ilişkin Özel Amaçlı YMM Raporlarının ibraz süresi 31.08.2026 tarihine kadar uzatıldı.

2️⃣ 2.600.000 TL ve Altı İthalat Bildirim Süresi Değişmedi!

  • Kapsam: 2026 takvim yılının ilk 6 aylık (Ocak–Haziran) döneminde söz konusu Karar kapsamında ithalat yapan ve ithalat bedeli (gözetim, korunma ve haksız rekabet mevzuatı sonucu beyana esas KDV matrahı) toplamı 2.600.000 TL’ye kadar (bu tutar dahil) olan mükellefler.
  • Yeni Durum: YMM tam tasdik sözleşmesi bulunsun ya da bulunmasın, veya özel hesap dönemine tabi olunsun ya da olunmasın, bu bildirim için herhangi bir süre uzatımı yapılmadı.
  • Kritik Tarih: Bildirimin vergi dairesine verilmesi için son gün 31.07.2026‘dır.

Bu Değişikliklerin Etkileri ve Operasyonel Yansımaları Neler Olabilir?

  • Eş Zamanlı Yanılgı Riski: YMM rapor süresinin Ağustos sonuna uzatılmış olması, vergi dairesine verilecek doğrudan bildirimin de uzadığı algısını yaratabilir. Ancak bildirimin son günü 31 Temmuz’dur. Sürelerin birbirine karıştırılması idari cezalara yol açabilir.
  • Nakit Akışı ve İş Yükü Yönetimi: YMM raporlarının teslim süresinin 31 Ağustos’a çekilmesi, denetim, belge temini ve raporlama süreçlerinde mükelleflere ve denetim ekiplerine 1 aylık esneklik ve zaman kazandırmaktadır.
  • Matrah Kontrolü Zarureti: 2026’nın ilk 6 ayındaki ithalat matrahı toplamının 2.600.000 TL eşiğinde kalıp kalmadığının acilen kontrol edilerek bildirim operasyonunun tamamlanması önem arz etmektedir.

Atıfta Bulunulan Yasal Referanslar:

  • 7846 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı
  • 27.07.2026 Tarihli ve 71 Numaralı Katma Değer Vergisi (KDV) Sirküleri
  • Gelir İdaresi Başkanlığı 29.07.2026 Tarihli Duyurusu: https://gib.gov.tr/duyuru-arsivi/guncel/18569_7846_sayili_cumhurbaskani_karari_kapsaminda_indirimi_kabul_edilmeyen_katma_deger_vergisi_bildirimine_iliskin_duyuru
  • Referans Not: Ben bu yazıyı yayınladıktan 2 gün sonra PwC’de bu konu hakkında açıklayıcı bilgi notu yayımladı onu da sizinle paylaşmak için güncellemek isterim > : https://www.pwc.com.tr/tr/hizmetlerimiz/vergi/dolayli-vergi/bultenler/kdv-otv-bultenleri/2026/71-nolu-kdv-sirkuleri-hakkinda-duyuru.html?utm_source=euromessage&utm_medium=email&utm_campaign=kdv-ve-otv-bulteni&utm_content=71-nolu-kdv-sirkuleri-hakkinda-duyuru
Kategoriler
Mevzuat

4 Temmuz 2026 – 33300 GV Yeni Dönem

🚀 Gelir Vergisinde Reform Dönemi: Ücretler, Yurt Dışı Kazançlar ve Start-Up Hisselerinde Ezber Bozan Yeni Esaslar

4 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de peş peşe yayımlanan 333, 334 ve 335 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğleri, Türkiye’nin doğrudan yabancı yatırımları çekme, nitelikli iş gücü maliyetlerini hafifletme ve start-up ekosistemini büyütme stratejisinde yasal güvenceler dönemini başlattı.

Anayasa Mahkemesi kararlarının ve yeni reform kanunlarının yansımalarını içeren bu üç tebliği; kurumsal planlamalarımıza yön verecek şekilde tüm teknik detayları, matrah düzeltme mekanizmaları ve operasyonel etkileriyle birlikte, hiçbir detayı atlamadan masaya yatırıyoruz:

🏢 1) Nitelikli Hizmet Merkezlerinde Ücret İstisnası ve İFM Ayrıcalığı

  • Kanuni Dayanak: Gelir Vergisi Kanunu (GVK) Madde 23/1-20 (7582 sayılı Kanunun 5. maddesiyle eklenen bent). 
  • 🔙 Önceki Durum: 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu kapsamında kurulan nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen personelin ücretleri, herhangi bir genel vergi istisnasına tabi olmaksızın, artan oranlı gelir vergisi tarifesine göre tamamen vergilendiriliyordu. Bu durum, küresel şirketlerin operasyon merkezlerini Türkiye’ye taşımasında ciddi bir bordro yükü oluşturuyordu.
  • 🆕 Yeni Durum: Nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan “nitelikli hizmet personeli”ne ödenen aylık ücret, mesai, prim, ikramiye ve huzur hakkı gibi tüm ödemeler ücret kapsamında kabul edilerek brüt asgari ücretin 3 katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisna edilmiştir.
    • Kritik Bölge Sınırı: Eğer bu merkez, Cumhurbaşkanınca uygun bulunan bir Endüstri Bölgesinde veya katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezi (İFM) bünyesinde faaliyet gösteriyorsa, istisna sınırı brüt asgari ücretin 5 katı olarak uygulanır. 
    • Damga Vergisi Avantajı: Gelir vergisinden istisna edilen bu tutarlara damga vergisi istisnası da aynen tatbik edilecektir. Sınırı aşan kısımlar ise genel hükümler çerçevesinde vergilendirilir. 
    • 🔢 Matrah Hesaplama İnceliği (Tebliğ Örnekleri): Brüt asgari ücretin 33.030 TL olduğu bir dönem senaryosunda;
      • Normal Bölge Örneği: Brüt 90.000 TL alan bir personelin ücreti, 3 kat sınırı olan 99.090 TL’nin altında kaldığı için vergi sıfırdır. 
      • İFM Örneği: Brüt 200.000 TL alan bir personelin ücretinin 5 kat sınırı (165.150 TL) altında kalan kısmı istisna edilecek; aşan 34.850 TL üzerinden asgari ücret mahsubu yapıldıktan sonra kalan gelir vergisi beyan edilecektir. 
  • 🎯 Operasyonel Etkiler: Çok uluslu şirketlerin yönetim, yazılım ve operasyonel destek merkezlerini (Shared Service Center) Türkiye’ye kaydırması için muazzam bir bordro teşviki doğmuştur. İnsan kaynakları planlamasında İFM ve Endüstri Bölgeleri, işveren maliyetini düşürmek adına öncelikli lokasyonlar haline gelecektir.

🌍 2) Yurt Dışı Kazanç ve İratlara 20 Yıllık Küresel İstisna Kalkanı

  • Kanuni Dayanak: GVK Mükerrer Madde 20/D (7582 sayılı Kanunun 4. maddesiyle eklenen madde). 
  • 🔙 Önceki Durum: GVK Madde 3’teki “tam mükellefiyet” ilkesi gereği, Türkiye’de yerleşik sayılan gerçek kişiler, dünyanın neresinde elde ederlerse etsinler tüm kazançlarını Türkiye’de beyan edip vergisini ödemek zorundaydı. Yurt dışındaki bir gayrimenkulün kirası veya yabancı bir şirketin kâr payı doğrudan Türk vergi matrahına giriyordu. 
  • 🆕 Yeni Durum: Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son 3 takvim yılında Türkiye’de ikametgahının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla, Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratları 20 yıl boyunca gelir vergisinden müstesnadır.
    • Mükellefiyet İstisnası: Bu kişilerin geçmişte Türkiye’den elde ettiği gayrimenkul sermaye iradı (kira), menkul sermaye iradı veya değer artış kazancı nedeniyle beyanname vermiş olması bu istisnaya engel teşkil etmez. Ancak geçmiş 3 yılda Türkiye’de ticari kazanç mükellefiyeti olanlar veya tek işverenden de olsa ücret geliri elde edenler kapsam dışıdır. 
    • Beyan ve Gider Kısıtlaması: İstisna kapsamındaki gelirler için yıllık beyanname verilmez; Türkiye’deki diğer gelirler için beyanname verilse dahi bu yurt dışı kazançlar matraha dahil edilmez. Bu kazançlara ilişkin gider ve maliyetler, Türkiye’deki vergiye tabi kazançların tespitinde dikkate alınamaz ve yurt dışından ödenen vergiler mahsup edilemez. 
    • ⏱️ Kritik Süre Sınırı: İstisnadan yararlanmak için mükellefin yerleştiği takvim yılının sonuna kadar vergi dairesine başvurup “İstisna Belgesi” alması zorunludur (Kasım-Aralıkta yerleşenler için takip eden yılın ikinci ayının sonuna kadar ek süre tanınmıştır). Süresinde başvurmayanlar bu hakkı tamamen kaybeder. 
    • ⚠️ Sonradan İhlal Riski: İstisna şartlarını taşımadığı sonradan (örneğin geçmişe dönük kayıt dışı bir yurtiçi ticari mükellefiyet tespitiyle) anlaşılanların belgesi iptal edilir ve alınmayan vergiler vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle geri alınır. 
  • 🎯 Operasyonel Etkiler: Yurt dışındaki yüksek net değerli yatırımcılar, fon yöneticileri ve dijital göçmenler için Türkiye, tam anlamıyla küresel bir vergi merkezi niteliğine kavuşmuştur. Dikkat edilmesi gereken en hassas nokta; Türkiye’de yerleşik olarak yurt dışındaki müşterilere verilen danışmanlık veya serbest meslek hizmetlerinin kazancı “Türkiye’de elde edilmiş” sayılacağından bu istisnanın kapsamı dışındadır; istisna sadece tamamen yurt dışı kaynaklı iratları korur. 

🚀 3) Teknogirişim Şirketlerinde Pay Senedi Teşviki ve Dönemsel Düzeltmeler

  • Kanuni Dayanak: GVK Madde 17 (7524 ve 7582 sayılı Kanunlarla yeniden düzenlenen madde). 
  • 🔙 Önceki Durum: 7524 sayılı Kanunla getirilen ilk modelde, teknogirişim şirketlerince personele bedelsiz/indirimli verilen hisse senetlerinin istisna sınırı personelin o yıldaki 1 yıllık brüt ücret tutarı kadardı. Elde tutma sürelerine ilişkin ihlallerde de kademeler daha uzundu (3, 4-6, 7-12 yıl) ve dönemsel matrah düzeltmelerinde net bir prosedür bulunmuyordu. 
  • 🆕 Yeni Durum: Teknogirişim şirketi niteliğini haiz işverenlerce hizmet erbabına verilen bedelsiz veya indirimli pay senetlerinin, verildiği tarihteki rayiç değerinin bir yıllık brüt ücret tutarının iki katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisna edilmiştir. Limit 1 katından 2 katına çıkartılarak teşvik genişletilmiştir.
    • 🔄 Yıl İçi Tahmini Hesaplama ve Düzeltme Mekanizması: Hisse verildiği tarihte personelin yıllık brüt ücreti tam bilinemiyorsa, o aydaki brüt ücreti 12 ile çarpılarak geçici bir sınır bulunur. Yıl sonunda gerçekleşen yıllık brüt ücret netleştiğinde düzeltme yapılır:
      • Eksik İstisna Durumu: Yıl sonu gerçekleşen ücret tahminden yüksek çıkarsa, hissenin verildiği döneme ait Muhtasar beyannamesi düzeltilerek geçmişte vergilendirilen kısım istisnaya dahil edilir. 
      • Fazla İstisna Durumu: Yıl sonu gerçekleşen ücret tahminden düşük kalırsa, ilgili dönemin beyannamesi düzeltilerek fazladan yararlanılan istisna tutarı brüte iblağ edilir; vergi ziyaı cezası kesilmeksizin sadece gecikme faiziyle işverenden tahsil edilir. 
    • 📉 Elde Tutma ve İhlal Kademeleri: Hisseyi alan personel bu pay senetlerini;
      • İlk 2 tam yıl içinde satarsa: İstisna edilen verginin %100’ü
      • 3 ila 4 yıl içinde satarsa: İstisna edilen verginin %75’i
      • 5 ila 6 yıl içinde satarsa: İstisna edilen verginin %25’i, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte işverenden tahsil edilir. 6 tam yıl dolduktan sonra elden çıkarılırsa vergi tamamen sıfırlanır. 
    • 💼 İşten Ayrılma ve Vefat Durumu: Çalışanın hisseleri aldıktan sonra işten ayrılması veya vefatı halinde mirasçılarının hisseleri elinde tuttuğu süreler, 6 yıllık elde tutma süresinin hesabında aynen dikkate alınmaya devam eder. 
    • Zamanaşımı Güvencesi: İstisna nedeniyle zamanında alınmayan vergilere ilişkin zamanaşımı süresi, hisselerin verildiği tarihte değil, hisselerin elden çıkarıldığı tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren işlemeye başlar. 
  • 🎯 Etki Analizi: Start-up’lar için yetenekli çalışanları “Stock Option” modelleriyle şirkete bağlama stratejisi yasal olarak tescillenmiştir. İnsan kaynakları departmanlarının, hisse senedi devri yapılan personelin hisse hareketlerini yakından izlemesi ve elden çıkarma durumlarını Ek-2 dilekçesiyle vergi dairesine bildirme yükümlülüğünü sıkı takip etmesi kritik önemdedir. 

⚠️ Önemli Hatırlatma: Bu analiz, yayımlanan Resmi Gazete genel tebliğ metinleri üzerinden gerçekleştirilmiş teknik bir durum tespiti ve kurumsal bilgilendirme çalışmasıdır. Şirketlerinizin operasyonel süreçleri, yasal bildirimleri ve spesifik vergi planlamaları için resmi idari açıklamaların takip edilmesi gerekmekte olup, bu metin hukuki veya mali bir tavsiye niteliği taşımamaktadır.

Kaynakça:

1-) https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260704-16.htm

2-) https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260704-15.htm

3-) https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260704-14.htm

Kategoriler
Mevzuat

4 Temmuz 2026 – 33300 KV Yeni Dönem

🚀 Kurumlar Vergisinde Yeni Dönem: İmalat, Transit Ticaret ve Hizmet İhracatında Ezber Bozan Değişiklikler

4 Temmuz 2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 26 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği ile iş dünyasını, üretim sektörünü ve uluslararası ticaret yapan şirketleri doğrudan etkileyen devrim niteliğinde adımlar atıldı. 7577 ve 7582 sayılı Kanunlarla yapılan yasal değişikliklerin uygulama usullerini belirleyen bu tebliğ, vergi planlamalarımızı tamamen güncellemeyi zorunlu kılıyor.

Karakter sınırı olmaksızın, tebliğle gelen kritik değişikliklerin röntgenini “Eskiden nasıldı?”, “Şimdi nasıl oldu?” ve “Operasyonel süreçlere etkileri neler olacak?” pencerelerinden, analitik bir yaklaşımla masaya yatırıyoruz:

🏥 1) Vakıf Üniversitesi Hastanelerine Vergi Muafiyeti Son Buluyor

  • Kanuni Dayanak: 2547 sayılı Kanun Ek Madde 7 ve KVK Madde 4/1-b. 
  • 🔙 Önceki Durum: Vakıf üniversiteleri bünyesinde ticari/iktisadi işletme şeklinde bedel karşılığı sağlık hizmeti veren hastane, poliklinik ve rehabilitasyon merkezi gibi kurumlar kurumlar vergisinden muaf tutuluyordu. 
  • 🆕 Yeni Durum: 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bu muafiyet tamamen kaldırılmıştır. Bahsi geçen sağlık kurumlarının bu tarih itibarıyla kurumlar vergisi mükellefiyet kayıtlarını tesis ettirmeleri zorunludur. 
  • 🎯 Etki Analizi: Sağlık sektöründeki vakıf-özel sektör rekabetinde mali dengeler değişiyor. Vakıf üniversitesi hastanelerinin 2027 yılı itibarıyla bütçe ve mali tablolarında kurumlar vergisi yükünü dikkate alarak fiyatlama ve operasyonel nakit akışı planlaması yapması gerekecektir.

📦 2) Serbest Bölgelerdeki İmalatçılara “Bölge İçi Satış” Müjdesi

  • Kanuni Dayanak: Serbest Bölgeler Kanunu Geçici Madde 3/2-a ve KVK Genel Tebliği Bölüm 5.12.3.1. 
  • 🔙 Önceki Durum: Serbest bölgelerde imalat faaliyeti yürüten mükellefler, yalnızca imal ettikleri ürünlerin yurt dışına satışından elde ettikleri kazançlar için gelir veya kurumlar vergisi istisnasından yararlanabiliyordu. 
  • 🆕 Yeni Durum: 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere; serbest bölgelerde üretilen ürünlerin sadece yurt dışına değil, serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere yapılan satışlarından elde edilen kazançlar da kurumlar vergisinden müstesna tutulacaktır. Türkiye içine (yurt içine) yapılan satışlar ise yine istisna kapsamı dışında kalacaktır. 
  • Örnek: Serbest bölgedeki bir imalatçı firmanın yurt dışına satışı (İstisna), başka bir serbest bölgedeki firmaya satışı (İstisna); ancak Türkiye’deki yerleşik bir firmaya satışı vergiye tabi olacaktır. 
  • 🎯 Etki Analizi: Serbest bölgeler arasındaki ticaret hacmini ve bölge içi tedarik zincirini muazzam derecede teşvik edecek bir adım. Serbest bölgelerdeki üreticiler için müşteri portföyünü vergi avantajını kaybetmeden genişletme fırsatı doğmuştur.

🌐 3) Transit Ticaret ve Aracılık Kazançlarına %95 – %100 Vergi İndirimi

  • Kanuni Dayanak: KVK Madde 10/1-i. 
  • 🔙 Önceki Durum: Yurt dışından alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yine yurt dışına satılması (transit ticaret) veya bu işlemlere aracılık edilmesinden sağlanan kazançlar genel oranda vergilendiriliyordu.
  • 🆕 Yeni Durum: Kurumların yurt dışından satın aldıkları malları Türkiye’ye getirmeksizin yurt dışında satmalarından veya yurt dışındaki alıcı-satıcı arasındaki işlemlere aracılık etmelerinden elde ettikleri kazançların %95’i kurumlar vergisi matrahından indirilebilecek. Eğer bu faaliyet İstanbul Finans Merkezi (İFM) Bölgesinde (katılımcı belgesiyle) ya da belirlenen Endüstri Bölgelerinde yürütülüyorsa indirim oranı %100 olarak uygulanacaktır. 
  • Kritik Şartlar: Alıcı ve satıcının Türkiye dışında olması ve en önemlisi kazancın, beyanname verme süresinin sonuna kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması şarttır (Süre geçtikten sonra getirilen paralar için indirim hakkı ölür). Değişiklik içermeyen dijital aktivasyon/oyun/lisans kodlarının doğrudan yurt dışına satışı da bu kapsamdadır; ancak ödeme aracı/hediye kartı niteliğindeki unsurlar indirim dışıdır. 
  • 🎯 Etki Analizi: Türkiye’nin küresel bir transit ticaret ve lojistik yönetim merkezi olmasını destekleyen tarihi bir adım. Şirketlerin yurt dışı trading operasyonlarını Türkiye’deki şirket organizasyonları üzerinden yürütmesi finansal açıdan son derece cazip hale gelmiştir.

🏢 4) Nitelikli Hizmet Merkezlerine 20 Yıllık Vergi Teşviki

  • Kanuni Dayanak: KVK Madde 10/1-j. 
  • 🔙 Önceki Durum: Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu kapsamında faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezlerinin yurt dışı faaliyet kazançlarına yönelik bu denli uzun soluklu ve geniş bir genel indirim mekanizması bulunmuyordu.
  • 🆕 Yeni Durum: Nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyette bulunan kurumların, münhasıran bu faaliyetleri kapsamında yurt dışından elde ettikleri kazançların %95’i (İFM veya uygun bulunan Endüstri Bölgelerinde faaliyet gösterenler için %100’ü) kurum kazancından indirilebilecektir. Bu indirim, merkezlerin faaliyete geçtiği hesap dönemi dahil 20 hesap dönemi boyunca kesintisiz uygulanacaktır. Paranın beyanname dönemine kadar Türkiye’ye getirilmesi burada da zorunludur. 
  • 🎯 Etki Analizi: Uluslararası şirketlerin operasyonel destek, yazılım, çağrı merkezi veya yönetim merkezi gibi birimlerini (Shared Service Center) Türkiye’ye taşıması için harika bir küresel teşvik kartı sunulmuştur. 20 yıllık süre, yabancı sermaye için çok güçlü bir projeksiyon imkanı tanımaktadır.

🏭 5) Sanayi ve Tarım Üretiminde 12,5 Puanlık Dev Vergi İndirimi

  • Kanuni Dayanak: KVK Madde 32/7, 8 ve 9. 
  • 🔙 Önceki Durum: Sanayi sicil belgesini haiz kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı yalnızca 1 puan indirimli uygulanıyordu. Zirai (tarımsal) üretim yapan kurumlar için ise böyle bir indirim tasarlanmamıştı. 
  • 🆕 Yeni Durum: 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak üzere; sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretimle iştigal eden kurumlar ile Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarına (ÇKS vb.) sahip fiilen zirai üretim yapan kurumların bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı 12,5 puan indirimli (%12,5 olarak) uygulanacaktır. (Not: 2026 yılı kazançları için 1 puanlık indirim devam edecektir). 
  • Çifte İndirim Yasağı: İmalatçı kurumlar imal ettikleri ürünleri ihraç ederlerse, hem üretim indiriminden hem de 5 puanlık ihracat indiriminden aynı anda (toplam 17,5 puan olarak) yararlanamazlar; kazanca direkt %12,5 oranı uygulanır. Halka arz edilmiş (%20 en az) kurumlarda ise önce 2 puanlık halka arz indirimi, ardından bu indirimler matraha yedirilir. 
  • 🎯 Etki Analizi: Üretim ve tarım sektörüne sağlanan bu devasa vergi indirimi, sanayicinin ve tarımsal üreticinin üzerindeki işletme sermayesi baskısını hafifletecektir. Yatırımların teşviki ve öz sermayenin güçlenmesi adına son dönemin en radikal vergi reformlarından biridir.

📊 6) Yurt İçi Asgari Kurumlar Vergisi Matrahında Yeni Düzenleme

  • Kanuni Dayanak: KVK Madde 32/5. 
  • 🆕 Yeni Durum: Tebliğle birlikte, yukarıda saydığımız yeni indirim mekanizmaları (Transit Ticaret 10/1-i ve Nitelikli Hizmet Merkezi 10/1-j kazançları ile İFM finansal hizmet ihracı kazançları), Yurt İçi Asgari Kurumlar Vergisi hesaplaması yapılırken kurum kazancından düşülebilecek istisna ve indirimler arasına dahil edilmiştir. 
  • 🎯 Etki Analizi: Bu indirimlerden yararlanan mükelleflerin asgari vergi engeline takılmasının önüne geçilmiş, teşviklerin fiilen amaca hizmet etmesi yasal güvenceye bağlanmıştır. 

⚠️ Önemli Hatırlatma: Bu yazı, 4 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 26) hükümleri doğrultusunda, tamamen bilgilendirme ve teknik analiz amacıyla kaleme alınmıştır. Şirketlerinizin özel mali durumları ve vergi planlamaları için yasal bir tavsiye veya yönlendirme niteliği taşımamakta olup, süreçlerin kurumsal danışmanlar eşliğinde yürütülmesi tavsiye edilir.

Kaynakça: 

https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260704-13.pdf

Kategoriler
Mevzuat

3 Temmuz 2026 – 33299/Mükerrer, ÖTV Güncellemesi

⛽📊 Akaryakıt, Tütün ve Alkollü İçeceklerde ÖTV Ayarı: Eşel-Mobilin Sonu ve ÜFE Güncellemesi

3 Temmuz 2026 tarihli ve 33299 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11488 ve 11489 sayılı Cumhurbaşkanı Kararları ile akaryakıt, tütün mamulleri ve alkollü içeceklerin Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) dinamiklerinde çok stratejik ve yapısal değişikliklere gidildi.

4760 sayılı ÖTV Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca normal şartlarda her yıl ocak ve temmuz aylarında otomatik olarak uygulanan son 6 aylık ÜFE artışı mekanizması, bu kararlarla bazı ürün grupları için askıya alınırken, bazıları içinse farklı bir vergi dengelemesi modeline dönüştürüldü.

Karakter sınırı olmaksızın, bu kritik mali hamlenin operasyonel ve sektörel etkilerini “Eskiden nasıldı?” ve “Şimdi nasıl oldu?” kıyaslamalarıyla masaya yatırıyoruz:

🚗 A) Akaryakıt ve Petrol Ürünleri (I Sayılı Liste) Düzenlemeleri

1️⃣ Eşel-Mobil Sisteminde Kademeli Geçiş ve Veda

  • Kanuni Dayanak: ÖTV Kanunu eki (I) sayılı listenin (A) cetveli. 
  • 🔙 Önceki Durum: Uluslararası petrol fiyatları veya döviz kurlarındaki dalgalanmaların akaryakıt bayi satış fiyatlarına doğrudan yansımaması amacıyla uygulanan eşel-mobil sisteminde; fiyat artışlarında ÖTV tutarı gerçekleşen artışın %75’i kadar azaltılıyor, fiyat düşüşlerinde ise %75’i kadar artırılarak denge sağlanıyordu. 
  • 🆕 Yeni Durum: Getirilen yeni düzenlemeyle koruma kalkanı kademeli olarak daraltıldı. Fiyat artışlarında ÖTV azalış oranı 31 Temmuz 2026’ya kadar %50, 1 Ağustos – 30 Eylül 2026 arasında %25 olarak uygulanacak; fiyat düşüşlerinde ise ÖTV tamamı kadar artırılacak. En kritik nokta ise, akaryakıttaki eşel-mobil sistemi 1 Ekim 2026 tarihi itibarıyla tamamen sona erecek
  • 🎯 Etki Analizi: Akaryakıt fiyatları üzerindeki kamu sübvansiyonu kademeli olarak kalkıyor. 1 Ekim 2026’dan itibaren pompa fiyatları, küresel petrol piyasası ve döviz kurlarındaki hareketlere karşı tamamen geçirgen hale gelecektir. Bu durum şirketlerin lojistik ve operasyonel maliyet yönetiminde çok daha dinamik bütçelemeler yapmasını zorunlu kılacaktır.

2️⃣ Otomatik ÜFE Artışının Askıya Alınması

  • 🔙 Önceki Durum: ÖTV Kanunu Madde 12/3 uyarınca TÜIK tarafından açıklanan 6 aylık ÜFE oranının (%16,09) akaryakıt ve madeni yağlardaki maktu ÖTV tutarlarına otomatik olarak eklenmesi gerekiyordu. 
  • 🆕 Yeni Durum: Cumhurbaşkanı yetkisi dahilinde, (I) sayılı listedeki petrol ürünleri ve madeni yağlar için bu temmuz döneminde ÜFE artışı uygulanmaması kararlaştırıldı. Temmuz-Aralık 2026 döneminde mevcut maktu ÖTV tutarlarının uygulanmasına aynen devam edilecek. 
  • 🎯 Etki Analizi: Eşel-mobil sisteminin daraltılmasından doğacak fiyat baskısı, otomatik ÜFE artışının pas geçilmesiyle dengelenmeye çalışılmıştır. Kısa vadede maliyet şokunun önüne geçilmesi hedeflenmektedir.

🚬 B) Tütün Mamulleri ve Sigaralar (III Sayılı Liste) Düzenlemeleri

1️⃣ Nispi Vergi Oranında İndirim, Maktu Vergide Artış (Mali Çarpan Ayarı)

  • Kanuni Dayanak: ÖTV Kanunu eki (III) sayılı listenin (B) cetveli. 
  • 🔙 Önceki Durum: Tütün içeren sigaralar ve bazı tütün mamullerinde nispi ÖTV oranı %45 olarak uygulanıyordu. Maktu vergi tutarı ise paket başına 17,2720 TL seviyesindeydi. 
  • 🆕 Yeni Durum: Sigara ve belirli tütün mamullerinde nispi ÖTV oranı %45’ten %42’ye indirildi. Buna karşılık, paket başına alınan maktu vergi tutarı 23,7404 TL’ye (asgari maktu vergi ise asgari 2,2953 TL’ye) yükseltildi. Tıpkı akaryakıtta olduğu gibi, bu gruptaki ürünler için de temmuz ayındaki otomatik ÜFE artışı uygulanmadı. 
  • 🎯 Etki Analizi: Nispi verginin düşürülüp maktu verginin artırılması, sektör literatüründe “mali çarpanın düşürülmesi” anlamına gelir. Bu hamle, tütün firmalarının maliyet artışlarını perakende satış fiyatlarına katlayarak yansıtma (zam yapma) ihtiyacını azaltır. Fiyat istikrarını korurken kamunun vergi gelirini maktu olarak güvenceye alan akıllıca bir finansal mühendislik adımıdır.

🍷 C) Alkollü İçecekler ve Diğer Ürünlerde Doğrudan ÜFE Artışı

  • Kanuni Dayanak: ÖTV Kanunu Madde 12/5. 
  • 🔙 Önceki Durum: Alkollü içecekler (A cetveli) ve kapsam dışı kalan bazı tütün mamulleri eski maktu vergi tutarları üzerinden vergilendiriliyordu. 
  • 🆕 Yeni Durum: Bu ürün gruplarında herhangi bir istisna veya erteleme mekanizması işletilmedi. TÜİK tarafından açıklanan %16,09 oranındaki 6 aylık ÜFE artışı, maktu vergi tutarlarına doğrudan yansıtıldı. 
  • Örnek Değişimler:
    • Malttan üretilen biralarda maktu vergi litre başına 12,4849 TL’den 14,4937 TL’ye yükseldi. 
    • Rakıda maktu vergi saf alkol litresi başına 1.705,9025 TL’den 1.980,3822 TL’ye çıktı. 
    • Cin, Votka ve Likör grubunda ise bu tutar 1.919,1384 TL’den 2.227,9277 TL seviyesine ulaştı. 
  • 🎯 Etki Analizi: Maliyet enflasyonunun doğrudan satış fiyatlarına yansıyacağı bir dönem bizi bekliyor. İlgili sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin işletme sermayesi ihtiyaçları ve stok maliyetleri bu vergi artışıyla birlikte yükselecektir.

Geçerlilik Süresi: Yeni belirlenmiş olan bu maktu ve asgari maktu vergi tutarları, Cumhurbaşkanı tarafından yeni bir karar alınmadığı müddetçe, bir sonraki 6 aylık ÜFE verilerinin açıklanacağı 4 Ocak 2027 tarihine kadar yürürlükte kalacaktır.

⚠️ Önemli Not: Bu analiz, ilgili Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararları doğrultusunda bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup, şirketlerinizin ticari kararları ve fiyatlama politikaları için resmi mevzuat tebliğlerinin takibini yapmanız gerekmektedir; yasal bir yönlendirme veya tavsiye niteliği taşımamaktadır.

Kaynakça:

1-)https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260703M1-2.pdf

2-)https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260703M1-1.pdf

3-) https://www.pwc.com.tr/tr/hizmetlerimiz/vergi/dolayli-vergi/bultenler/kdv-otv-bultenleri/2026/petrol-urunleri-tutun-mamulleri-alkollu-iceceklerde-otv-duzenlemeleri.html

Kategoriler
Mevzuat

1 Temmuz 2026 – 33297 TCMB Zorunlu Karşılık Oranları

🏦 Para Politikasında Yeni Hamle: TCMB Zorunlu Karşılık Oranlarını Yeniden Şekillendirdi!

1 Temmuz 2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2013/15)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2026/10) ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), bankacılık sistemindeki yabancı para yükümlülüklere uygulanan zorunlu karşılık oranlarında çok kritik bir güncellemeye gitti.

Gelin bu teknik düzenlemeyi “Eskiden nasıldı?”, “Şimdi nasıl oldu?” ve “Piyasalara olası etkileri nelerdir?” pencerelerinden, karmaşadan uzak ve analitik bir süzgeçle masaya yatıralım:

🔍 Teknik Düzenlemenin Röntgeni (Madde 1 & 2)

Tebliğin 1. maddesi ile ana tebliğin 6. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan yabancı para yükümlülüklere ilişkin zorunlu karşılık oranları tablosu tamamen değiştirilmiş ve dördüncü fıkra yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 7. maddenin sekizinci fıkrası da iptal edilmiştir.

Yeni düzenleme uyarınca Yabancı Para (YP) yükümlülüklerde uygulanacak güncel oran matrisi şu şekildedir:

  • Mevduat/Katılım Fonu (Yurt Dışı Bankalar Hariç):
    • Vadesiz, ihbarlı ve 1 aya kadar vadeli hesaplarda: %32
    • 3 aya, 6 aya, 1 yıla kadar ve 1 yıl ve daha uzun vadeli hesaplarda sabitlenerek: %28
  • Müstakrizlerin Fonları: %25
  • Diğer Yükümlülükler (Yurt Dışı Bankalar Dâhil):
    • 1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli: %21
    • 2 yılı kapsayan vadelerde: %10
    • 3 yıla kadar vadeli: %8
    • 5 yıla kadar vadeli: %3
    • 5 yıldan uzun vadeli borçlanmalarda: %0
  • Repo İşlemleri: Bankaların 1 yıla kadar vadeli diğer yükümlülüklerinden yurt içi yerleşiklerle yapılan repo işlemlerinden sağlanan fonlar için karşılık oranı: %25

🔄 Önceki Durum vs. Yeni Durum Kıyaslaması

  • 🔙 Önceki Durum: TCMB, döviz likiditesini ve piyasadaki kredi genişlemesini kontrol etmek adına yabancı para mevduat ve fonlarda daha esnek ya da farklılaştırılmış kademeli oranlar uyguluyordu. Özellikle uzun vadeli YP mevduatları teşvik edici makroihtiyati tedbirler devredeydi.
  • 🆕 Yeni Durum: Kısa vadeli YP mevduatlarında zorunlu karşılık oranı %32 gibi oldukça yüksek bir seviyeye çekilirken, 3 aydan başlayıp 1 yıl ve üzerine kadar uzanan tüm vadeli YP hesaplarında oran %28 olarak tek tipleştirilmiştir. Yurt içi yerleşiklerle yapılan kısa vadeli YP repo işlemlerine de %25 oranında güçlü bir karşılık yükümlülüğü getirilmiştir.

🎯 Bu Değişikliğin Finansal Sistem ve Piyasalara Etkileri Neler Olabilir?

  • Likiditenin Çekilmesi ve Sıkılaşma: Kısa vadeli döviz hesaplarına uygulanan karşılıkların %32’ye yükseltilmesi, bankaların Merkez Bankası bünyesinde bloke etmek zorunda kalacağı döviz miktarını artıracaktır. Bu durum, piyasadaki döviz likiditesini doğrudan sterilize ederek sıkı para politikasını destekler.
  • Bankaların Maliyet ve Sendikasyon Dengesi: Bankalar için yabancı para cinsinden fon toplamanın zorunlu karşılık maliyeti yükselmiştir. Özellikle yurt içi yerleşiklerle yapılan repo işlemlerine getirilen %25’lik karşılık yükü, bu enstrümanın çekiciliğini azaltabilir. Bankalar, pasif yönetiminde yurt dışı uzun vadeli borçlanmalara (%0 ila %10 arası düşük karşılık avantajı nedeniyle) daha fazla yönelebilirler.
  • Mevduat Faizlerine Yansıması: Bankaların topladıkları döviz mevduatlarının neredeyse üçte birini Merkez Bankası’na sıfır ya da düşük getiriyle yatırmak zorunda kalması, YP mevduatlara sunacakları net faiz oranları üzerinde baskı yaratabilir veya kredi faiz marjlarını etkileyebilir.

⚠️ Önemli Hatırlatma: Bu yazı, 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren tebliğ metni ve Resmi Gazete verileri üzerinden yapılmış teknik bir durum tespiti ve makroekonomik analizdir. Finansal kuruluşların ve yatırımcıların operasyonel kararları için yasal bir tavsiye veya yönlendirme niteliği taşımamakta olup, TCMB’nin uygulama talimatlarının takip edilmesi önem arz eder.

Kaynakça: 

https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260701-14.htm

Kategoriler
Mevzuat

1 Temmuz 2026 – 33297, 7587 Sayılı Kanun

🚀 Mevzuatta Yeni Dönem: 7587 Sayılı Kanun ve İş Dünyasına Yansımaları

1 Temmuz 2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7587 Sayılı Kanun, vergi uygulamalarından elektronik tebligat sistemine, ulaşımdan sosyal istisnalara kadar geniş bir yelpazede çok kritik düzenlemeleri hayatımıza dahil etti.

Özellikle Vergi Usul Kanunu’nun elektronik tebligatı düzenleyen 107/A maddesinin yeniden tasarlanması ve Katma Değer Vergisi Kanunu’nda yapılan stratejik hamleler, iş dünyasında uzun süredir belirsizlik yaratan birçok konuya yasal güvence kazandırdı.

Mevzuatın o ağır ve teknik dilini bir kenara bırakarak; her bir düzenlemenin “Eskiden nasıldı?”, “Şimdi nasıl oldu?” ve “Operasyonel süreçlere etkileri neler olacak?” sorularına analitik bir süzgeçten geçirilmiş yanıtları arayalım:

✉️ 1) E-Tebligat Sisteminde AYM Kararı Doğrultusunda Yeni Esaslar

  • Kanuni Dayanak: VUK Madde 107/A ve Geçici Madde 38. 
  • 🔙 Önceki Durum: E-tebligat zorunluluğu getirme, e-adres şartı koyma ve sistemi belirleme yetkisi geniş hatlarla Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndaydı. Ancak Anayasa Mahkemesi (E.2025/94 K.2026/11), temel ilkeler kanunda açıkça çizilmeden bu yetkinin idareye verilmesini “mahkemeye erişim hakkının kanunla sınırlanması” ilkesine aykırı bularak iptal etmişti. 
  • 🆕 Yeni Durum: AYM’nin iptal gerekçeleri doğrultusunda e-tebligatın tüm temel taşları doğrudan kanun metnine işlendi. Kurumlar vergisi mükellefleri, gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri, kollektif ve adi komandit şirketler ile ÖTV Kanunu’na ekli (II) sayılı listedeki tescile tabi araçların ilk iktisabını yapanlar için e-tebligat kullanımı artık doğrudan kanun hükmüyle zorunlu hale getirildi. %90 ve üzeri engelliliği olanlar muaf tutuldu. Sistemden çıkış usulleri (tasfiye, ölüm, 65 yaş şartı veya mükellefiyet bitiminden 5 yıl sonra talep etme) net kurallara bağlandı. Tebellüğ tarihi ise yine sistemin muhataba ulaştığı günü izleyen beşinci günün sonu olarak korundu. 
  • 🎯 Etki Analizi: İdari işlemlerle her an değişebilecek olan e-tebligat kuralları yasal güvenceye kavuştu. Özellikle şirketlerin tasfiyesi ya da şahıs işletmelerinin kapanış süreçlerinde e-tebligat adreslerinin ne zaman kapatılabileceği sorusu netlik kazandı. İşi terk eden şahıs mükelleflerinin 5 yıl boyunca sistemi takip etmek zorunda olması, tarhiyat zamanaşımı süresiyle paralel bir risk yönetimi yapılmasını zorunlu kılıyor. Mevcut kullanıcıların ise yeni bir başvuru yapmasına gerek bulunmuyor. 

🏷️ 2) Ticari Plaka Devirlerinde Çifte Vergi İstisnası (KDV & Gelir Vergisi)

  • Kanuni Dayanak: KDV Kanunu Madde 17/4-a ve GVK Geçici Madde 94. 
  • 🔙 Önceki Durum: Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerin taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakalarını elden çıkarmalarından doğan kazançlar Gelir Vergisi’ne ve bu teslimler KDV’ye tabi tutuluyordu. 
  • 🆕 Yeni Durum: 7587 sayılı Kanunun 17. maddesiyle KDV Kanununun 17/4-a maddesine eklenen hüküm uyarınca, gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerin 1 Temmuz 2026 tarihinden önce sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plaka satışları KDV’den istisna edildi. Bu düzenleme, GVK Geçici 94. madde ile getirilen Gelir Vergisi muafiyeti ile tam bir paralellik sağlıyor. İstisna, bu tarihten önce edinilen plakaların 1 Temmuz 2026 ve sonrasındaki satışlarında geçerli olacak. 
  • 🎯 Etki Analizi: Ticari plaka piyasasında likidite artışı sağlanırken, geçmişe dönük mülkiyet sahiplerine devir işlemlerinde hem dolaylı hem dolaysız vergiler yönünden çifte bir mali avantaj sunulmuş oldu. Sektör içi el değiştirmeler hızlanacaktır. 

🚖 3) Taksi İşletmelerinde Hasılat Esaslı Kazanç Dönemi

  • Kanuni Dayanak: 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu (GVK) Madde 113. 
  • 🔙 Önceki Durum: Taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükellefler, hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden bu kapsamda doğrudan yararlanamıyordu. 
  • 🆕 Yeni Durum: Taksi mali cihazı kullanma zorunluluğu getirilen mükelleflerden, elektronik ücret toplama sistemleri dışındaki hasılatının tamamını bu cihazla belgelendirenler, talep etmeleri halinde en fazla 3 yıl süreyle hasılat esaslı kazanç usulüne göre vergilendirilebilecek. 
  • 🎯 Etki Analizi: Düzenleme, sektördeki kayıt dışılığı azaltmayı ve vergiye uyum maliyetlerini düşürmeyi amaçlıyor. Dijitalleşen hasılat takibi, operasyonel yükü hafifletecektir.

4) Akaryakıt ve LPG Piyasasında Teminat ve Lisans Tedbirleri

  • Kanuni Dayanak: VUK Mükerrer Madde 257/1-8 ve Petrol Piyasası Kanunu Madde 20. 
  • 🔙 Önceki Durum: Lisansa tabi akaryakıt ve LPG piyasalarındaki mükelleflerden alınan teminat tutarlarında Bakanlığın artırım yetkisi yasal olarak iki katı ile sınırlıydı. Ayrıca sahte belge incelemelerinde tesis faaliyetleri doğrudan durdurulabiliyordu. 
  • 🆕 Yeni Durum: Hazine ve Maliye Bakanlığı’na tanınan teminat tutarını artırma yetki sınırı beş katına çıkarıldı. Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda Petrol Piyasası Kanunu’ndaki “faaliyeti geçici durdurma” cezası kaldırıldı. Bunun yerine, sahte belge incelemesi durumunda söz konusu tesis için başka bir gerçek/tüzel kişiye en fazla 1 yıl süreyle (3 ayda bir değerlendirilmek üzere) yeni lisans verilmemesi tedbiri getirildi. 
  • 🎯 Etki Analizi: Sektör oyuncularının finansal yükümlülükleri ve teminat maliyetleri ciddi oranda yükselecektir. Kayıt dışı hareket eden yapılarla mücadelede idari mekanizmaların eli mali açıdan çok daha güçlü hale geldi.

🏗️ 5) Deprem Bölgesi Yapılaşma İstisnasında Süre Uzatımı ve İade Hakkı

  • Kanuni Dayanak: KDV Kanunu Geçici Madde 45. 
  • 🔙 Önceki Durum: 6 Şubat depremleri sonrasında, genel bütçeli kamu idarelerine bağışlanmak üzere yabancı devlet kurumlarınca inşa edilen konut, okul, hastane, ibadethane gibi taşınmazların yapımına ilişkin teslim ve hizmetlerdeki KDV muafiyeti 31.12.2025 tarihinde sona eriyordu. 
  • 🆕 Yeni Durum: 7587 sayılı Kanunun 18. maddesi ile bu istisnanın süresi 31.12.2028 tarihine kadar uzatıldı. Böylece 1/1/2026 ile 31/12/2028 tarihleri arasında yapılacak teslim ve hizmetler de muafiyet kapsamına alınmış oldu. Üstelik bu kapsamda işlem yapan KDV mükelleflerinin yüklendikleri vergiler indirim konusu yapılabilecek, indirimle telafi edilemeyen kısım ise mükellefin talebi üzerine iade edilebilecektir
  • 🎯 Etki Analizi: Deprem bölgesindeki inşaat ve ihya projelerinde maliyet öngörülebilirliği korunmuş oldu. Yüklenici firmalar açısından indirim ve KDV iadesi mekanizmasının açık tutulması, finansman yükünü hafifleterek projelerin hız kesmeden devam etmesini sağlayacaktır.

🎪 6) Gençlere Yönelik Eğlence Vergisi İstisnası

  • Kanuni Dayanak: Belediye Gelirleri Kanunu Madde 19. 
  • 🔙 Önceki Durum: Sirk, lunapark ve benzeri biletle girilen eğlence yerlerinde, bilet düzenlenen kişilerin yaşına veya eğitim durumuna bakılmaksızın eğlence vergisi (mevcutta %20 oranında) bilet bedellerine yansıtılmaktaydı. 
  • 🆕 Yeni Durum: 18 vastını doldurmamış olanlar ile eğitim hayatı devam eden 25 yaş altı gençlere düzenlenen biletler üzerinden artık eğlence vergisi alınmayacak
  • 🎯 Etki Analizi: Gençlerin kültürel ve sosyal etkinliklere erişimini destekleyen bu adım, operasyonel olarak biletleme sistemlerinde yaş ve öğrenci doğrulama altyapılarının güncellenmesini gerektirecektir.

⚠️ Önemli Not: Bu yazı, 7587 sayılı Kanun metni üzerinden gerçekleştirilmiş teknik bir durum tespiti ve bilgilendirme analizi olup, şirketlerinizin özel durumları için resmi tebliğlerin ve idari düzenlemelerin takip edilmesi gerektiğini hatırlatmak isterim; yasal bir danışmanlık veya yönlendirme teşkil etmez.

Kaynakça:

1-) https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260701-1.htm

2-)https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y4/KanunMetni/e7a8d731-c233-499a-be91-e67da13df5b8.htm

3-)https://www.pwc.com.tr/tr/hizmetlerimiz/vergi/bultenler/2026/7587-sayili-kanunun-vergi-duzenlemeleri.html

4-) https://www.gsghukuk.com/tr/bultenler-yayinlar/duyurular/1-temmuz-2026-tarihli-resmi-gazetede-yayimlanan-7587-sayili-kanun-ile-vuk-107a-maddesi-yeniden-duzenlendi.html

5-) https://www.pwc.com.tr/tr/hizmetlerimiz/vergi/dolayli-vergi/bultenler/kdv-otv-bultenleri/2026/7587-sayili-kanun-kdv-kanununda-yapilan-degisiklikler.html?utm_source=euromessage&utm_medium=email&utm_campaign=kdv-ve-otv-bulteni&utm_content=7587-sayili-kanun-kdv-kanununda-yapilan-degisiklikler

Kategoriler
Mevzuat

16 Haziran 2026 – 33282 Borç Tecil Fırsatı ve KDV Esaslarında Revizyon

Vergi Borçlarında İndirimli Faizli Tecil Fırsatı ve KDV Esaslarında Revizyon: İki Kritik Tebliğ Resmî Gazete’de! 🗓️

Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, 16 Haziran 2026 tarihli ve 33282 sayılı Resmî Gazete’de mükelleflerin finansal yönetim haritalarını ve vergi ödevlerini doğrudan etkileyen iki devasa tebliğ yayımladı.

Bunlardan ilki, nakit sıkışıklığı yaşayan şirketlere can suyu olacak düşük faizli bir borç taksitlendirme modeli sunan Seri:B Sıra No:20 Tahsilat Genel Tebliği. İkincisi ise kamulaştırmadan vakıf hastanelerine kadar kritik uygulama değişikliklerini barındıran 58 Seri No.lu KDV Genel Uygulama Tebliği.

Her iki düzenlemenin operasyonel şifrelerini, eski mevzuat pratikleriyle kıyaslayarak ve hiçbir yönlendirici tavsiyede bulunmaksızın objektif bir yaklaşımla sizler için çıkardım.

PART 1: 6183 Sayılı Kanun Kapsamında İndirimli Faizli Tecil Rejimi 📉💼

(Referans: Seri:B Sıra No:20 Tahsilat Genel Tebliği)

Bu Tebliğin amacı, 6183 sayılı Kanun’un 48 inci maddesinde yer alan tecil müessesesini işleterek, vergi dairesine borcu olan mükelleflerin cari faizden daha düşük bir oranla borçlarını taksitlendirmelerini sağlamaktır.

🔄 Öncesi Nasıldı? / Şimdi Nasıl Olacak?

  • Önceki Durum: Borçlarını rızasıyla ödemek isteyen ancak mali açıdan zor durumda olan mükellefler için 6183 Kanun 48. madde kapsamında uygulanan standart tecil faizi oranı yıllık %39 seviyesindeydi.
  • Mevcut Durum: Bu özel Tebliğ ile belirlenen şartları sağlayan başvurularda, cari orandan tam 10 puan indirime gidilerek yıllık %29 tecil faizi uygulanacaktır.

🛠️ Kapsama Giren Borçlar, Vadeler ve Likidite Süzgeci

  • Kapsam ve Milat: 5 Haziran 2026 tarihi itibarıyla (bu tarih dahil) vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ve vergi dairelerince takip edilen tüm amme alacakları bu indirimli oran kapsamındadır.
  • Kapsam Dışı Varlıklar: Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), 2026 yılı gelir veya kurumlar vergisine mahsup edilecek geçici vergi, bunlara bağlı vergi ziyaı cezaları, gecikme faizleri/zamları ve bu vergilerin damga vergileri paket dışıdır; taksitlendirilemez.
  • Likidite Oranına Göre Vade Dağılımı: Bilanço veya işletme hesabı esasına göre defter tutan faal mükelleflerin rasyolarına göre maksimum vadeler şu şekilde kademelendirilmiştir:
    • Likidite oranı 0,50 veya daha büyük ise: Azami 36 taksit
    • Likidite oranı 0,50’den küçük ve 0,30’dan büyük ise: Azami 48 taksit
    • Likidite oranı 0,30 veya daha küçük ise: Azami 72 taksit
  • KDV İçin İstisnai Sınır: Mükelleflerin Katma Değer Vergisi (KDV) ve BSMV borçları ile bunlara ait cezalar ve fer’iler, rasyolara bakılmaksızın en fazla 12 eşit taksitte ödenebilir.
  • Kamu Ortaklıklarına Koşulsuz Vade: Belediyeler, il özel idareleri ve bunların sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketlerin (belediye iştirakleri) tüm borçları tür ayrımı olmaksızın (KDV dahil) doğrudan 72 taksite bağlanmaktadır.

Başvuru ve Teminat Şartları

  • Son Tarih: Avantajlı oranlardan yararlanabilmek için elektronik ortamda (Dijital Vergi Dairesi, e-Devlet, GİB sitesi) veya yazılı olarak 31 Ağustos 2026 tarihine kadar başvuru yapılması zorunludur. Tüm borçlar için tecil talep edilmesi ön şarttır.
  • 10 Milyon TL Teminat Eşiği: Toplam amme alacağı tutarı 10 Milyon TL ve altında olan borçlar için mükelleflerden hiçbir teminat aranmayacaktır. 10 Milyon TL’yi aşan kısım için ise aşan miktarın yarısı değerinde (%50) teminat gösterilmesi gerekecektir.
  • İhlal Esnekliği: Bir takvim yılında en fazla iki taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi tecili ihlal etmez; ancak aksayan taksitin bir sonraki taksit dönemi sonuna kadar faiziyle kapatılması şarttır. “Borcu Yoktur” yazısı alabilmek için ise tecil edilen asıl borç tutarının en az %10’unun ödenmiş olması gerekir.

PART 2: KDV Mevzuatında Yeni Uygulama Kodları ve Muafiyet Değişiklikleri 🏛️🔄

(Referans: 58 Seri No.lu KDV Genel Uygulama Tebliği)

Bu Tebliğ ile 7555, 7577 ve 7578 sayılı Kanunlarla getirilen yasal değişikliklerin Katma Değer Vergisi uygulamasındaki usul ve esasları netleştirilmiştir.

🔄 Öncesi Nasıldı? / Şimdi Nasıl Olacak?

1) Vakıf Üniversitesi Hastanelerinde KDV Uygulaması:

  • Önceki Durum: Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ile bu vakıfların kurduğu yükseköğretim kurumları (vakıf üniversiteleri) tarafından işletilen hastane, klinik, dispanser gibi sağlık kuruluşlarının sunduğu teslim ve hizmetler KDV Kanunu’nun 17/2-a maddesi uyarınca KDV’den istisnaydı.
  • Şimdi Nasıl Olacak: 1/1/2027 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere; bu kuruluşların doğrudan Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflarca işletilmesi halinde istisna sürecektir. Ancak, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarınca (vakıf üniversitelerince) işletilen hastane, klinik ve laboratuvar gibi kuruluşların sunduğu hizmetler genel hükümler çerçevesinde KDV’ye tabi tutulacaktır.

2) Kamulaştırılan Taşınmazların Devri ve İndirim İptali Rejimi:

  • Önceki Durum: KDV mükelleflerinin aktifinde yer alan taşınmazların kamu yararı kararıyla Devlet veya kamu tüzel kişileri tarafından kamulaştırılması işlemlerinde, bu devrin kısmi istisna mahiyetinde yürütüleceğine dair net bir tebliğ kılavuzu bulunmuyordu.
  • Şimdi Nasıl Olacak:1/6/2026 tarihinden geçerli olmak üzere; KDV Kanunu’nun 17/4 maddesine eklenen (ğ) bendi uyarınca, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında taşınmazların kamulaştırmayı yapan Devlet ve kamu tüzel kişilerine devri KDV’den müstesna tutulmuştur.
    • Kritik Muhasebe Kodu: Bu istisna indirimsiz kısmi istisna mahiyetinde olduğundan, taşınmazın iktisabında yüklenilen ve geçmişte indirilen KDV, devrin yapıldığı dönem beyannamesinde “Daha Önce İndirim Konusu Yapılan KDV’nin İlavesi” satırı aracılığıyla indirim hesaplarından çıkarılacaktır. İndirimden çıkarılan bu tutar, gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider veya maliyet olarak kayıtlara alınabilecektir.

3) Mazbut Vakıfların İnşa Faaliyetleri ve Darülaceze İstisnası:

  • Önceki Durum: Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis edilen ibadethane ve din eğitimi tesislerinin inşasına yönelik KDV Kanunu 13/k istisnası sadece mülkiyeti Türkiye Diyanet Vakfı’nda olan taşınmazlar için zikrediliyordu. Ayrıca insani gıda bankacılığı muafiyetlerinde Darülaceze’nin adı metinde açıkça yer almıyordu.
  • Şimdi Nasıl Olacak: 16 Haziran 2026 itibarıyla mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğünün yönettiği ve temsil ettiği mazbut vakıflarda bulunan taşınmazlar da 13/k istisnası kapsamına alınmıştır. Ayrıca, KDV Kanunu 17/2-b kapsamında fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan Darülacezeye bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin teslimi de KDV’den müstesna tutularak tebliğe işlenmiştir.

4) İthalat Kaynaklı İade Taleplerinde İnceleme Raporu Muafiyeti:

  • Önceki Durum: KDV Kanunu’nun 21/ç maddesi kapsamında, ÖTV Kanunu’nun 16/4 maddesi uyarınca teminat karşılığı ithal edilen malların ÖTV tutarı dahil edilerek ödenen KDV’nin iade süreçlerinde, limit aşımlarında vergi inceleme raporu şartı aranabiliyordu.
  • Şimdi Nasıl Olacak: Bu malların ihracı nedeniyle KDV iade hesabına dahil edilen tutarlarda, doğrudan yüklenimler nedeniyle iade talebinde bulunulan tutarın azami iade edilebilir vergi tutarını aşan kısmı için vergi inceleme raporu aranmadan genel esaslara göre iade talebi sonuçlandırılacaktır.

📈 Bu Yapısal Değişikliklerin Sektörel ve Operasyonel Etkileri Neler Olabilir?

  • Alternatif Finansman Maliyeti Yönetimi: Piyasadaki fonlama maliyetleri göz önünde bulundurulduğunda, birikmiş vergi borçlarının yıllık %29 gibi makul bir oranla ve likidite rasyolarına göre 72 aya varan vadelerle taksitlendirilmesi, şirketlerin nakit akış tabloları için çok önemli bir koruma kalkanı oluşturacaktır.
  • Nakit Akışında KDV Dağılımı: Finans birimlerinin ödeme planı hazırlarken, KDV borçlarına uygulanan 12 aylık sınır ile diğer borçlara uygulanan 72 aylık sınırı iki katmanlı olarak bütçelemesi, gelecekteki likidite sıkışıklıklarını önlemek adına kritik önemdedir.
  • Hastanelerde Kurumsal Yapı Analizi: Vakıf üniversitelerine bağlı sağlık kuruluşlarında 2027 başından itibaren teslimlerin KDV’ye tabi olması, bu kurumların fiyatlama stratejilerini ve fatura kesim otomasyonlarını yeniden yapılandırmalarını zorunlu kılacaktır.
  • Kamulaştırma Muhasebesinde Düzeltme İşlemleri: Aktifindeki taşınmazı kamulaştırılan mükelleflerin, geçmişte indirdikleri KDV’yi beyannamede “İlave Edilecek KDV” satırına eklemeyi unutmaması, olası vergi ziyaı risklerinin önüne geçilmesi açısından operasyonel bir zorunluluktur.

Mali mevzuattaki bu köklü güncellemeler ve yürürlük takvimleri, işletmelerin dönem kapanış operasyonlarında ve bütçe planlamalarında hatasız yönetilmesi gereken yasal parametreler barındırmaktadır. Tüm finans ve muhasebe ekiplerinin borç dökümlerini ve taşınmaz devir süreçlerini bu yeni kriterlere göre tasnif etmesi süreç kalitesi açısından faydalı olacaktır.

Kaynakça: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/06/20260616-2.htm

https://www.pwc.com.tr/tr/hizmetlerimiz/vergi/dolayli-vergi/bultenler/kdv-otv-bultenleri/2026/kdv-genel-uygulama-tebliginde-degisiklik1.html?utm_source=euromessage&utm_medium=email&utm_campaign=kdv-ve-otv-bulteni&utm_content=kdv-genel-uygulama-tebliginde-degisiklik1

https://www.gib.gov.tr/duyuru-arsivi/guncel/18202_tahsilat_genel_tebligi_seri:b_sira_no:20_resmi_gazetede_yayimlandi

https://gib.gov.tr/mevzuat/kanun/442/teblig/11872

https://gib.gov.tr/duyuru-arsivi/guncel/18205_vergi_dairesine_olan_borclarin_dusuk_oranli_tecil_faizi_ile_taksitlendirilmesi_rehberi_ve_infografik_yayimlandi